Bitaraf olan bahtiyar olur

Hiçbir savaş toplumsal konsensüsle başlamaz. Çıkar grupların kılıç çekmesinden çok sonra toplumlar taraf seçer veya seçmek zorunda bırakılır.

Taraf seçmek bir opsiyon olarak sunulsa da çoğunlukla bir mecburiyettir.

“Bitaraf olan bertaraf olur!” tehlikeli bir klişedir.

Ekseriyetle tarafsızlık taraf olmaktan daha faydalıdır.

Özellikle markaların derin toplumsal ayrışmaları tetikleyen konularda taraf tutmaması çok önemlidir. Ancak argümanın çıkış noktası çevrecilik ve insan/hayvan hakları ile ilgiliyse aksiyon alınabilir.

Meşhur değil bilinir ol

Markalar için meşhur olmak (fame) nihai hedef değildir. Çok konuşulmak yani ‘şöhret’ ve ‘bilinir’ olmak arasında fark vardır.

‘Bilinir’ nitelikli olanla ilintilidir.

Victoria Beckham’ın 2001 tarihli otobiyografisinde ‘Persil Matik’ten daha meşhur olmak istiyordum!’ ifadesi çok konuşulmayı ve gündemde olmayı hedefler. Bunun için de koşul bildirmez.

Her kanalda aylarca reklamları dönen Persil Matik niteliksiz şöhret sahibidir. Sıfır reklam kampanyasıyla pazarlama yapan Tesla ise bilinirdir.

Öyküler ilham verir

Öyküler ilham verir. İlham ise yeni ve benzersiz olana teşnedir.

Tolkien fantastik öykülerini 1937 yılında yazmaya başladı. 64 yıl sonra o öykülerden ilham alan Peter Jackson 5.8 milyar dolar hasılatlı bir film serisi yarattı. Benzer ilhamla Howard Shore belki de hayatının müzik çalışmasını ortaya koydu.

İnsanlar öyküleri sever. Çünkü öyküler tüm gerçekliği ve acımasızlığıyla hayatın akışına karşı bir moladır. Gerçek veya değil alternatif olasılıklar ve gelecekler insanlara moral ve umut verir. 

İnsanlar öyküleri sever. Çünkü öyküler umut verir. 

Her daim yeniyi ve değişimi hedefleyen ve umut için sözleşen pazarlama; öyküsüz var olamaz. 

Bir markanız olacaksa bir öykünüz olmalıdır.

Yazmayı dene

Okumalı mısın? Evet…

Yazmalı mısın? Kesinlikle.

Okumak bir nevi tüketim alışkanlığıdır. Yazmak ise üretkenliği tetikler.

Yazmayı deniyor ama yazamıyorsan az denediğin içindir.

Aksiyon ve yorum

Neredeyse her disiplin iki metodoloji ile çalışır: Aksiyon ve yorum.

Aksiyon irade ile alakalıdır. İrade; ileriye gitmek ve engellerin üstesinden gelmek ister. Sorumluluk bilinci ile karar alır, uygular ve değişimi sağlar.

Yorumculuk ise anlam çıkarmakla meşguldür. İrade, değişim ve zaman onun kemirdiği ekmek kırıntılarıdır.

Etrafımızda az sayıda aksiyoner ancak pek fazla yorumcu bulunur. Bu nedenle değişime sıklıkla şahit olmayız.

Türkiye televizyonlarında futbolun saatlerce yorumlandığı 17’nin üzerinde program var. 

Yaptıkları katkı ve sonuçlar ortada…

Piyasa demokrasisi

Güç yozlaştırır mı? Evet. Mutlaka.

Güçle birlikte dejenere olan evvela tekelleştiği için korkutur. Korkuyu sadece ‘fiyat istikrarı’ kaygısı beslemez. Artık hizmetin ve tedariğin koşulları da keyfi olarak belirlenmeye başlar. Bu yüzden rekabet ve serbest piyasanın çalışması çok önemlidir.

Piyasa demokrasisi çok önemlidir.

Tabi ki, geleneksel yöntemlerle simit satan Seyyar’ın Getir’le rekabet etmesini bekleyemeyiz. Ancak Getir’in karşısına çıkan Banabi bizi sevindirmeli.

Rekabet hizmetleri iyileştirmenin yanında sürekliliği sağlar.

Markalarınızı sevin rakiplerinizi bağrınıza basın.

İletişimin bedeli

Teknoloji devrimi iletişimi güçlendirmek ve gündelik işlerimizi kolaylaştırmak için yapıldı. Öyle de oldu. Ancak her ödülün bir fiyatı vardır. Tıpkı endüstri devriminin mahsulü olan eğitim sisteminin ödettiği fiyatlar gibi… 

Daha çok üret daha çok tüketi gerektirdi.

Sanayi devrimi öncesinde herkesin belki 1 ayakkabısı vardı. Şimdi piramidin en altındakinin en az 3 ayakkabısı var.

Evet; üretmeyi öğrendik ama tüketmeyi değil.

Teknoloji devrimiyle iletişimi güçlendirdik ama şimdi de dikkatlerimizi çarçur ediyoruz. Tesla’nın oto pilotu sorunsuz çalışsın ‘Netflix’ izleyelim istiyoruz.

Lütfen bu noktada hataya düşmeyin: Dikkattiniz en değerli emtialarınızdan biridir. Eğer dikkatinizin 3 te 1’ni Sosyal Medya veya diğer benzer iletişim araçları tüketiyorsa hayatınızı feci şekilde hatalı yaşıyorsunuz demektir.

Türümüz geleceği tahmin etmede ekseriyetle başarısız olmuştur. Gelecek neye benzeyecek bilemiyorum ama ütopya olmayacağından eminim.

Fark edilmek isteyenler

Reklam çalışması yapan pazarlamanın iki temel motivasyonu vardır; hatırlatma ve fark edilme. Birincisi ‘değişim’ hedeflemez. Bu nedenle -bana göre- pazarlama değildir.

Diş macunu, deterjan ve sakız reklamları; markete/bakkala gittiğinizde “Bizi unutmayın, bizi hatırlayın!” demek için çaba sarfederler.

Fark edilmek istenenler; değişim hedeflerler.

“Diğerleri aynı biz farklıyız!” demek için sahneye çıkarlar.

Pazarlama da hünerlerini burada gösterir. Değişimi tetikler, tüketicisini sürece dahil eder ve nihayetinde ona “Çok güzel oldu!” dedirtir.

Stabilo Boss “Highlight the Remarkable” ile böyle bir çalışma yapmıştı.

Nasıl daha iyi olur?

Jobs’un batmak üzere olan bir şirketi nasıl dünyanın en değerli şirketi yaptığıyla ilgili bir çok söylenti vardır. En kıdemli ve usturuplu rakiplerinden Bill Gates bile bu konu hakkında “O bir istisna, O bir büyücü!” yorumunu yapar.

Öncelikle Jobs’un; Da Vinci, Mozart ve Gogh gibi üstün estetik yetenekleri ve anlayışı olan bir dahi olduğunu kabul etmeniz gerekir. Bu bir olgudur.

Ancak,

Jobs bir ‘büyücü’ değildi. Jobs değiştirme arzusu ve iştiyakıyla yanıp tutuşan bir girişimciydi. ‘Nasıl daha iyi olur?’ sorusunun köleleştirdiği nadir pazarlamacılardan biriydi. Bulduğu cevapları, sorgusuz çalışma saatleri ve yılmak bilmeyen azmiyle harmanladı…

Nasıl daha iyi olur?

Bu soruyu sormayanların yarını değiştirme ihtimalleri %0’dır.

Birinci skor tutmaz

Buzz Aldrin ismini bazınız hatırlar. Michael Collins’i belki bir kaçınız. Ancak neredeyse hepiniz Neil Armstrong’u bilirsiniz. Çünkü birinci unutulmaz.

Birincilik podyum değil bir kültürdür. Liderliğe rekabet sizin için bir kültüre dönüştüğünde artık skor tutmazsınız. Skor tutmayanlar ise asıl önemli olana odaklanırlar: Teslimat.

Bu kelimeyi hafife almayın. Birinci vaat ettiklerini teslim edendir. Bu komşunuza ayak üstü verdiğiniz basit bir söz veya her şeyi riske atarak müşteri kazanmak için oynadığınız büyük bir blöf olabilir; ne pahasına olursa olsun sözün karşılığını teslim edin.

Birinci skor tutmaz. Çünkü o kendisiyle yarışır.