Motivasyonun babası

The Adjustment Bureau’nun hikayesini çok otantik bulmuştum. Her ne kadar gişede o yıl Rango’yla birlikte hüsran yaşasalarda sorun öyküde değil, senaryo ve işleyişteydi.

Otantikti çünkü New York’u bilenler bilir: “Burada bir şeyler dönüyor…” hissi uyandıran nadir şehirlerden biridir. Bu his hakimse olağanüstü hiçbir yakıştırma sırıtmaz.

Filmin ana karakteri irtibatını kaybettiği ve çok hoşlandığı o kız ile tekrar karşılaşma ihtimali için her gün aynı otobüse biner. Bunun gerçekleşmesine engel olmaya çalışan öykünün antagonisti, nihayetinde kahramanımızın kıza denk gelmeyi başardığını duyduğunda iş arkadaşıyla şu diyalog yaşanır:

+Bir sorunumuz var…

-Ne?

+David Norris planın dışına çıktı.

  • [Küfür] Kızı nasıl buldu?

+Şans, sokakta karşılaştılar.

-En başında karşılaşmalarına izin vermemeliydik.

+Protokolü harfiyen uyguladık.

-Adam aynı otobüsü üç yıldır, her gün kullanıyor! Bunu kim yapar ki?

Aşık olan yapar. Bu bir romantizm meselesi değildir.

Aşk -işine, idealine, evine, eşine- her neyse, motivasyonların babasıdır.

İşe yarar.

Varsa şanslısın.

Yoksa sen de gör.