“Yapmıyorum!” deyin

Son zamanlarda okuduğum tüm kişisel geliştirme kitaplarına, ilgili bloglara bakıyorum da ciddi manadan boka batmış durumdayız. Artık sadece ömrü bir yıl olan enayi pazarı markaları değil, büyük markalar da aynı oyunun içinde. Hepimizi “aşağıla ve sat” modeliyle işletilen kitlesel bir pazarlamanın kurbanı haline getirdiler.

“Hadi yapsana!”, “Ne duruyorsun!” ve “Yık geç” gibi önermelerin arkasında “Sen ne boş bir insansın!” vurgusu var. Hayali duvarları yıkmak için boşa balyoz sallandıran stratejilerin hedefi oluyoruz. Olmayan beyaz tavşanı takip ettirip enerjimizi tüketene kadar koşturuyorlar. Sonunda çaresizce “olmazsa olmaz” olarak sundukları ürünleri almak zorunda bırakılıyoruz.

Hep bir ağızdan “Yapmıyoruz!” dememiz lazım.

Emin olun söylediklerini yapmaya ihtiyacınız yok. Kendi gündelik takviminizi takip edin. Hayat sizin hayatınız, ne zaman koşacağınıza siz karar vereceksiniz. Ucube bir Yunan tanrısı markası istediğinde değil!

“Yapmıyorum!” deyin.

Say “I just don’t do it!”

Lately I noticed that we are dragged deep into monkey business. Turns out contemn&sell left to be main marketing strategy for the massive companies.

People are being harshly contemned, pushed and judged every day to break their limits. To bring down imaginary walls. To chase white rabbit and to not dare to turn back until they consume their full energy. And at the end, despairingly, to buy their served products which are presented like sine quo non for the quest.

It’s not and we don’t have to. You don’t have to.

Just give us a fucking break!

Trust me you don’t need to. Follow your daily schedule, your life is your life and you will decide when to run. Not when some creepy Greek God company tells you to do so.

Say “I just don’t do it!”