Emeğe saygı

Evet, bu kamu spotu işe yaramadı.

Belki artık işportada korsan dvd satanlar yok ama binlerce korsan yayın yapan web sitesi var ve bunların hepsi “Emeğe saygı…” talep eder.

Peki nasıl olurda siz emeğe saygı telkin ederken -ironik olarak- korsanlar da aynı taleple karşınıza çıkar?

Tabi her şeyden önce deepweb’te sarfedilmiş bir emek vardır (?) ancak daha da önemlisi emek bu tüketicinin umrunda değildir.

Sıradan bir vatandaş araba çalmaz çünkü zordur. Netflix korsanı olmak ise çocuk oyuncağıdır. Ve unutmayın; tüketici en iyisine, en ucuza ve en rahat koşullarda sahip olmak ister.

  1. yüzyıl sanayi devrimi sınır tanımayan bir tüketici profili yarattı. Bu tüketici için 44.’sünü eskitmeden 45. spor ayakkabısını almak artık bir ihtiyaç.

Tüketmeyi öğretmediklerinize emeğe saygıyı telkin edemezsiniz.

Alternatif

Değişimden daha önemli bir kavram varsa o da alternatiftir.

Alternatif “Ya sonra?” sorusunun cevabıdır ve başarılı her eylem veya model mutlaka alternatif üretmelidir.

Slavoj Žižek’in “V for Vendetta 2’yi görmek için annemi genel eve satardım!” provokasyonu alternatifin yokluğunu sorgular.

Evet Westminster’ı havaya uçurdunuz veya Kongre bastınız…

Peki ya sonra?

Yahoo, Nokia, Blockbuster gibi markalar alternatif üretemedikleri için kaybettiler.

Alternatif inovasyona teşnedir.

Alternatif kovalayan geliştirir.

Hata değil suç

Yandex’in yakıtı bitmek üzere olan bir aracı benzin istasyonu diye terk edilmiş bir araziye yönlendirmesi hata değil suçtur*.

Bazen şirketler suç işler ve tüketici görmezden gelir.

Kapımıza ilgimiz ve iznimiz dışında bırakılan “Bizi lütfen çöpe atar mısın?” isimli reklam broşürler ise özel mülke tecavüzün yanında çevre kirliliği suçu işler.

Çevre suçları tolere edilmemeli, görmezden gelinmemelidir.

*Dün gece Kapıkule-Istanbul güzergâhında yaşandı.

Meraklılar

Bilinen 11.154 kuş türü vardır ve bunların 1.646’sı yok olma tehlikesi altındadır.

Bu bilgiye sahibiz çünkü…

Evet, bilim çalışır ama her şeyden önce meraklılar bizim için oradadır.

Kuş meraklıları, yeryüzü meraklıları, uzay meraklıları…

Merak; gaye, hedef, araştırma ve keşif ile ilgilidir.

Meraklı; devamlı, inatçı ve coşkundur.

Meraklılara sahip çıkın. Onlara ihtiyacımız var.

Size özel

Bir pizza markasından “Size özel…” ile başlayıp toplu gönderildiği aşikar olan kısa mesajlar alıyorum. Bana özel olmadığı çok belli çünkü ben Pepperoni pizza sevmiyorum.

1760 sanayi devriminden önce satın aldığınız her kıyafet %99 ihtimalle özel dikim olurdu.

Bugün kıyafetlerimizin %1 bile özel dikim değildir.

Sanayi devrimi kitlesel üretimle özelleştirilmiş ürün kavramını kökten değiştirdi.

Tüketiciye sordurmanız gereken soru şu: Size özel ilan edilen ürünlerin aslında kaçı size özel?

Bu soruyu kovalatıp cevaplayan marka olun. Ama her şeyden önce; hedef kitlenizi daraltın, kitlesel olmaya çalışmayın. Özel olun ve özel olana satın.

Ve lütfen “44.99₺ Büyük Boy Pepperoni Pizzanın” bize özel olduğuna bizi kısa mesajla ikna etmeye çalışmayın.

Dikkat ve güven

Pazarlama fark edilme ve akılda kalma motivasyonu ile kampanya düzenler. Birincisi dikkat çekmeye diğeri ise tekrara odaklanır.

TV’de sürekli reklamı dönen sakız markaları ikinci kategoridedir.

Tekrar edenin aksine dikkat peşinde koşan güven kazanmayı amaçlamalıdır. Çünkü takip edecek mesaj “Bakkalda bizi diğer sakız kutularından ayır lütfen” ricasından daha kapsamlı olmalıdır.

Aksi bugün medyanın attığı haber başlıklarına benzer: Dikkat çeker ancak tıklanan içerik güven kazandırmaz.

Piyasada güven kazanmayı umursamayan dikkat budalası birçok marka vardır ve bunlar sevilmez.

Sevilmek istiyorsan; dikkatimizi çarçur etmeden önce iyi düşün.

Daha iyi

Gogh Yıldızlı Gece’yi çizdiğinde 36 yaşındaydı.

1 yıl sonra vefat eden bu çalkantılı akıl eğer uzun yaşasaydı paha biçilemeyen bu esere baktığında “Daha iyi olabilirdi…” diyecekti.

Çünkü her zaman, her koşulda, her şey daha iyi olabilir.

Ancak bu anlayış bitmiş bir işi yayımlamanın önünde engel değil, alternatifleri üretmek için gayret olmalıdır.

Mesela cep telefonunuza gelen her güncelleme bu gayretin bir ürünüdür.

Daha iyisini yapabileceğine ikna olduysan alternatiflere odaklan ama bizi olmuş olandan mahrum bırakma.

344

Bu blogda yazılan 344. yazım. Bu rakam ileri sayım ve ucu açık bir hedef ile ilgili.

“Dünya’da 200 adet beyaz kaplan kalmış!” dendiğinde 200’e bakış açınız değişir.

Çünkü geri sayımlar sıradan olanla ilgili değildir.

Ondan veya üçten sıfıra… Geri sayımları severiz.

Tabi her şeyden önce odaklanmamızı sağlarlar. Önemli olana. Sıradan olmayan tüm başlangıç ve bitişlere.

Peki sizin için anlamlı olan ileri sayımları ‘geri sayım’ gibi konumlandırabilir misiniz?

Evet. İleri sayımlarınıza sınırlar belirleyerek…

Tarantino bunu ‘10 film’ hedefi ile yaptı.

İleri sayımlarınızı ‘geri sayım’ tadında yaşamanız dileğiyle…

Mutlu yıllar.

Basitse üstüne git

Bizde kâğıt mendil nasıl Selpak ise cırtcırt da Batıda Velcro’dur.

İsveçli elektrik mühendisi George de Mestral dikenli tohum kabuklarının insanların pamuk kıyafetlerine takılmasından esinlenerek ortaya attığı bu basit fikir; bugün savunma sanayiinden, nükleer enerji santrallerine kadar birçok sektörde günü kurtarıyor.

Uluslarası Uzay İstasyonu’nda neredeyse mobil her element yer çekimsiz ortamda bu cırtcırtlar sayesinde sabit durabiliyor.

Ve dahası; alternatifi yok.

Bazen gösterişsiz bir ilinti milyar dolarlık projeleri kurtarabilir.

Kafanı kurcalayan basit bir fikrin varsa lütfen üstüne git. Çünkü o basite tahmin ettiğinden çok ihtiyacımız olabilir.

Populist Pazarlama

Netflix’in “Şimdi Onlar Alt Yazılı İzlesin” kampanyası nispet yapmayı değil öç almayı çağırıştırır.

Bu ise görgüsüzlüktür.

Markalar özellikle son 5 yıldır tüketici ile benzersiz bir iletişim içindeler. Bazen biçimsiz atışmalara şahit olduğumuz bu süreci ben tüketiciye benzeme çabası olarak adlandırıyorum.

Pazarlamanın bu iletişim tekniği empati veya tevazu olarak okunabilir ancak tüketicinin kendisine benzemeye çalışanlara değil daha iyisi için çaba gösterenlere ihtiyacı vardır.

Elinde patlamış mısır, ayaklarını kanepeye uzatmış keyfi yerinde bir izleyici “Oh be, şimdi onlar alt yazılı izlesin!” diyebilir ancak Netflix bunu tekrarlamamalıdır.

Çünkü her koşulda toplum bireylerden daha iyi olmalıdır.

Pazarlama da öyle.