Otantik

Bugün Miele’nin* yeni billboard reklamını gördüm.

Çok otantikti. Özgün. Sloganı: “Oldukça küçük.”

O kadar ki, ürün gözükmüyor. Çünkü ürün siyah, arka plan da siyah.

Özgün, ‘insicam’ kadar kıymetli bir kavram değildir.

Senden beklediğimiz; tutarlı, görünür yani sözünün eri olman.

Otantiğe fazla kafa takma.

*Lüks segment ev eşyaları üreticisi.

Ceza ve ödül

Kusura ceza uygulamak ile başarıyı ödüllendirmek adil bir konsepttir. Çalışır.

Ve sadece türümüz için değil gezegendeki her canlı için uygulanabilirdir.

Ancak sadece türümüz bu model üzerinden enstitüler kurar.

Bu nedenle neyi cezalandırıp neyi ödüllendirdiğiniz uzun vadede hayati önemdedir.

Mesela: Şehirlerimizi geri dönülmez şekilde tahrip etmiş olmamızın arkasında bu sorunlu ceza/ödül modeli vardır.

Bittabi kültür her şeyde olduğu gibi bu strüktür için de belirleyici faktördür.

Ceza/ödül mekanizmasını iyileştirmeden davranışı iyileştirmek mümkün değildir. Eğer hoşnut olmadığın bir büyüme varsa; ceza yoktur, ödül vardır.*

*Pazarlamanın neyi ödüllendirdiği önemli bir başlangıç noktasıdır.

Alışkanlık

Elinde akıllı telefonun olmadan tuvalete çıkamıyorsan bu bir alışkanlıktır.

Aynı sigara gibi. İster inan, ister inanma sigara da bağımlılıktan öte bir alışkanlıktır.

Her bağımlılık alışkanlık doğurmaz ama her alışkanlık mutlaka bir tabiiyete bağlıdır.

Ve sadece tırnak yeme gibi maddiler değil duygular da alışkanlığa dönüşebilir.

Mesela hep arabesk yaşamak bir duygusal alışkanlıktır.

Güvenilmemek, yalnızlık, sinir ve cömertlik de birer alışkanlıktır. Alışkanlık sık tekrarın ürünüdür.

Hedef sık tekrar ile güzel alışkanlıklar üreten sistemler kurmaktır. Çünkü aksinden geri dönmek çok zordur (Bu kadar kısıtlamaya rağmen sigara içmeyi bırakamayana danışabilirsin).

Pazarlamandan geleceği ürününden sonra buna bağlı olabilir.

Öncelikler

Bazen odağımız yoksuluk içinde kıvranan insanlardan iki ayağı kusurlu bir bebek zürafaya yönelebilir.

Bu zürafayı yaşatmak için harcanan emek ve binlerce dolar ise kafa karıştırabilir.

Karıştırmasın.

Birinin diğeri ile ilgisi yoktur.

Kendi türümüzü önceliklendirmeye ara vermek bizden daha önemli şeylerin olduğunu anlamamıza yardımcı olur.

Aynısı pazarlama faliyetinin içinde hep ikinci sıraya attığın o devamsız veya maddi olarak sana ulaşmakta zorlanan müşterilerin için geçerli olabilir.

Sayfayı çevir.

Ketum pazarlama

İzolasyonun çıkış noktası görüldüğü bir sosyale doğru ilerliyoruz.

Bu bir tezat çünkü izolasyon toplum olmanın zıttıdır.

Mahreme erişim artık algoritmanın elinde ve yapay zeka ışık hızında çalışıyor.

Bazı insanlar bunun farkında ve bundan ciddi ölçüde rahatsız.

Market teknolojinin gelişimi ile yeni konsept ve eğilimler öğrenir.

Belki erken konuşuyorum ama gelecek on yılın pazarlama eğilimi: Ketumluk olacak.

Ağzı sıkı olan kazanacak.

Vefa

Vefa Arapça kökenli bir kelime. Borca sadık olmak demek.

Çok güçlü bir konsepttir. Çünkü borçlu olmak başka, borçlu hissetmek başkadır.

Esnaf fırıncıya borçlu hissetmiyoruz çünkü bittabi kendi ekmeğimizi kendimiz pişirebiliriz.

Türk Telekom, Vodafone vd. benzerlerine borçlu hissetmiyoruz* çünkü çözemeyeceğimiz bir problemi bize fahiş fiyattan satıyorlar.

Hizmet veya ürün üretmek bir aşama, borçlu hissettirmek** başka bir aşamadır.

Vefa paha biçilmezdir.

Kazanmakta ustalaşan, kazanmaya kafa yoran çok azdır. Ve bu pazarlamadır.

*Belki nefret ediyoruz.

**Jobs bunu çok iyi yaptı. Belki en iyi.

Yozlaşmış sistem

İstanbul trafiğinde kural dışı davranmak bazen trafiğin faydasınadır.

Çünkü trafik sistemimiz, urbanizm ve eğitim seviyemiz yağma üzerine modellenmiştir.*

Bu ve benzeri bozuk sistemlerin etrafından dolanmak sistemin kendisini deşarj eder.

Yararlıdır.

Tabi ki orta ve uzun vadede kapsamlı bir çöküş kaçınılmaz olacaktır.**

İyi veya kötü her sistem üretkendir.

Yozlaşmış sistemler; adaletsizlik, bağımlılık, kötü huy/metod ve sağlıksız bir kültür üretir.

Geri dönülmez hasarlar bırakır.

Güzel sistemler kur ya da parçası ol.

*Şehircilik. Şehir tasarımı.

**Bu ifade inan ki, oldukça iyimserdir.

Göster kendini

Kendisi defolu insanoğlu türünde kusursuzluk kovalıyor.

Mümkün değildir. Kusurlusun, kusurluyuz.

Ortak noktamız bu: Mükemmel olamamak.

Elon’u örnek alın; adam 4 senede roketi dikey indirdi, uzaya yaklaşımımız ve otomotiv endüstrisine bakış açımızı kökten değiştirdi. Ancak birileri hala memnun değil. Hala taşa tutuluyor.

Bir insan ömrüne daha ne kadar çalışma sığabilir? Bilmiyorum.

Eleştirilmiyorsan, sanma ki kusursuzsun.

Muhtemelen ya iş yapmıyorsun ya da saklanıyorsun.

Göster kendini. Bak nasıl gömüyoruz.

Aksırık

Aksırığı regüle edemezsin. Beklenmedik anda, beklenmedik şiddette gelir.

Aynı şekilde ‘değişim’ düzenlenemez.

ABD’de 1986’da işe başlayan Blockbuster, 2005 yılında 5.734 şubeye ulaştı. Bu ABD’nin 100 bin ve üzeri nüfuslu her şehri için ortalama 17 adet Blockbuster demekti. Bu zirveden tam 8 yıl sonra “Internet Yayıncılığı” ile gelen değişim; şube sayısını yıldırım hızıyla 100’e düşürdü.

Şirket 2014 yılında iflas etti.

Estetiğimiz, fikirlerimiz, beklentilerimiz ve gerçekliğimizin yarını belirsizdir.

Değişim ise ani.

Çok yaşa değişim.

Ve siz de görün.