Davos

Davos önemli ve üst düzey bir forumdur.

Orada bulunanlar, önümüzdeki 12 ayın neye benzeyeceğini neredeyse tam bir isabetle; orta vadenin eğilimini ise büyük ölçüde öngörebilirler.

Bu yazıyı okuyorsan, muhtemelen orada değilsindir.

Ama yapacak daha verimli işlerin yoksa, YouTube elinin altında.

Panelleri izle.

Anlamaya çalış.

Dengesiz

ABD’deki ara seçimler demokrasi için önemli bir araçtır. Bizde ise ara seçim konsepti yok. Anayasanın fiilen askıya alındığı bugünden bakınca, de facto bir diktatörlükle yönetildiğimizi söylemek mümkün.

Biliyorum, kiminize göre bunu söyleyerek aşırıya kaçıyorum. Ama şöyle düşünün: yetkilerinin sınırları net çizilmemiş bir Trump bile şu anda diktatör olarak anılıyor.

Demokrasi kaygan bir zemindir. Algısı bazen bizim topraklardaki gibi sadece anketten ibaret sanılır. Değildir. En kötü demokrasilerde bile, öyle ya da böyle, güçleri dengede tutar.

Bilemiyorum dostlar ama sanki biz hiç dengede değiliz gibi…

Dünyanın başı dertte

Batı’nın genel itibarıyla tamamen deli saçması bir optimizm hastalığına kapıldığı artık vakadır. Bakın, ideal olan ile gerçekte olan arasında her zaman fark vardır; bazı durumlarda ise bu fark bir uçuruma dönüşür.

Grönland meselesinde Amerika’daki Demokrat kanaat önderlerini ve politikacıları dinlerken dişlerinizi gıcırdatırsınız. Gerçekten bu kadar kopuk olmak için insanın, paranoya seviyesinde gerekçeler inşa etmesi gerekir.

İnanın ki Trump, bu deli topluluk yüzünden var oldu. Beni bilirsiniz; komplo üretmeyi bırakın, konuşmayı bile sevmem.

Ama size favori komplomu söyleyeyim:

Bu insanlarla sadece Amerika’nın değil, dünyanın başı derttedir.

Herkese

Her gün, anlamlandıramadığım; pazarlama açısından hiçbir yere oturmayan, hiçbir hedefi ve stratejisi olmayan, sadece gürültü olsun diye ortaya atılmış onlarca slogan ve reklam çalışması görüyorum.

Bugün N11’in billboard reklamı dikkatimi çekti. Yaptığım tanımlamanın dışında kalan bir çalışma değil. Umuma açık ilanda şöyle demişler:

“Peşin fiyatına, 9 TAKSİT, HERKESE KARGO BEDAVA”

Herkese…

Yani burada şöyle bir beklenti mi oluşmuş: Sadece “Kargo Bedava” yazsalar, biz “Acaba sarışınlara da mı bedava?” diye soracaktık da, onu mu önlemek istediler?

Tasarım güzel görünsün diye mi yapıldı yoksa bedava kargo hakkı olmayan bir göçmen statüsü mü var, benim mi haberim yok, bilmiyorum.

Ama sizler de tanık olun: Herkese.

Araç ve sebep

Netflix sinema sektörünü kökten değiştirdi. Ancak bunu mümkün kılan şey Netflix’in kendisi değil, internetin dağıtımı, erişimi ve ölçeklenebilirliği dönüştürmesiydi. İnternet esasa ilişkin bir değişiklikti; Netflix ise bu değişimin üzerinde yükselen bir modeldi.

Bugün AI ile hayatımıza giren çok sayıda araç var. Araçlar görünür olduğu için, asıl dönüşümü onlarda sanmak kolay. Ama mesele bu değil.

İnternet iletişimi nasıl yeniden tanımladıysa, AI da karar alma, üretim ve anlamlandırma biçimlerimizi yeniden tanımlayacak. Bunu yine internet üzerinden yapacak; çünkü AI tek başına bir dünya değil, bir katman.

AI’ın Blockbuster fiyaskosuna dönüşeceğini söylemiyorum. Ama şunu net söyleyebilirim: AI bir sebep değil; sebep olan şey, AI’nın kimler tarafından, hangi sistemlerde ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.

AI güçlü bir araçtır, ama direksiyon hâlâ bizde. Şimdilik.

Büyük bozulma

Bugün Eskişehir’den bir haber okudum. Adamın biri rakip firmanın ekmeklerini çalıp küflendirmiş, ardından taze ekmeklerin arasına koyarak itibarını zedelemek istemiş*.

Bakın, dünyanın birçok yerini gezdim, gördüm ve iş yaptım. Bu kulağa klişe gelebilir ama inanın ki, böylesi etik dışı bir şeyi yapacak potansiyelde başka bir topluluk görmedim.

Şu haberin infial yaratmaması bile bu ülke için başlı başına bir sorundur.

Kusura bakmayın ama “Bundan daha iyiyiz diye zannediyordum” hayıflanması, bende her geçen gün “Bundan daha kötü olamayız diye düşünmüştüm”e dönüştü.

İnanılmaz bir bozulma.

*Haber bağlantısı: Burada.

Savaş çanları

Savaş çanları çalıyor. Ve herkesin “Önemlisi”nin herkese açık ara fark attığı bu dünyada, bu herkes için önemli bir başlık.

Buna kulağımızı kapatamayız.

Dünya zor bir döneme doğru yol alıyor.

Teşekkür ve takdir

İdealin peşinden koşturmak için gerekçelere ihtiyaç vardır. Kuru kuruya -bu bir inanç bile olsa- hiçbir şeyin peşinden koşulmaz. Bir cennetten bir teşekküre kadar, takdir veya tanınma, olmazsa olmazdır.

Müşterini nasıl takdir ediyorsun?

Onun itibarını nasıl okşuyorsun?

Bunlar, geç kalmadan cevaplaman gereken önemli sorulardır.

Tahminler

Tahminin problemi, bizi olası tek bir koşula ikna etmeye çalışmasıdır. Bu efor, hazırlamak için değil, kabullendirmek için çalışır. Tek yönlüdür.

Alternatif yaklaşım, yüksek tondan konuşmayan; tedbiri elden bırakmamayı telkin eden, yumuşak bir dildir. Mesela, hava tahminleri genellikle bunun aksini yapar.

Katiyet, kendimiz; temkin ise etrafımız için doğru protokoldür.

İran simülasyonu

İran’ı defalarca ziyaret ettim. Her ziyaretimden sonra derin bir şaşkınlıkla geri döndüm. Kısa aralıklarla yaptığım seyahatlerde bile bu şaşkınlığın seviyesi hiç azalmadı.

“Neye bu kadar hayret ettin, şaşkın?” dediğini duyar gibiyim.

Abi bak, İran; Kuzey Kore’den sonra dünyanın en büyük ikinci açık hava tımarhanesidir. Bu topraklarda devasa bir açık deney yürütülüyor. “Rejim” denen aygıt ile karşısındaki tebaa arasında dünya görüşü açısından neredeyse hiçbir ortak nokta yok. Demografik olarak ülke dengede değil. İran’da söylenen yaygın bir şaka vardır: “İran’da her iki kişiden biri Türk’tür. Diğer yarısı da yalan söyler.” diye.

Ciddi bir Türk nüfusu, azımsanmayacak bir Kürt nüfusu ve hatırı sayılır sayıda Sünni Beluç vardır.

Ben hep bu rejimin bir İsrail ürünü olduğunu savladım.

Yani tanık olduğumuz şeyin tam tersi bir durum söz konusu.

Bugün çıkarlarına uymayan bir tablo oluşursa, rejim devrilir.

Tam anlamıyla bir simülasyon İran.

Orada doğana acımamak, üzülmemek elde değil.