En iyi savunma

Eğer yaptığımız tek şey reaksiyon vermekse, bu neredeyse her meslek ve uğraş için tek bir anlama gelir: savunma.

Savunma pasiftir. Büyük ölçüde kendi kapasitenizden çok rakibinizin kapasitesiyle ilgilidir. Muğlaktır, belirsizdir.

Bugün yapay zekâ ile ilgili eylem planımızı dinledim. Bir reaksiyon planı, bir savunma planı. Aksiyondan uzak, göz boyamaya yönelik bir yaklaşım. Şamar oğlanı olmayı kabullenmiş bir zırva.

Geçmiş olsun.

Ama şaşmaz bir gerçek var: En iyi savunma, iyi bir saldırıdır.

Uyanın yahu

Haber başlığı şu: “Türkiye’de konut fiyatlarında balon var mı?”

Yahu, Türkiye’nin kendisi ülke olarak koca bir balon.

Yargı mafyalaşmış, ekonomi içinden çıkılmaz bir sarmala girmiş, kalkınma durmuş, gençlik rotasını kaybetmiş, para bir anlam ifade etmiyor, siyasi istikrar yok, beklentiler yerlerde.

Bu yıl Atlantic Council’in özgürlük ve refah endeksinde 107. sıradayız…

Sen ne anlatıyorsun arkadaşım?

Uyanın ulan!

Butlan mutlan

SpaceX halka arzını tamamladı.

Piyasa değeri açısından bakıldığında, SpaceX şu anda Türkiye ekonomisinin tamamından daha büyük bir değere sahip.

-Türkiye ekonomisinin nominal GSYH’si: 1,6 trilyon $

-SpaceX’in piyasa değeri: 1,75 trilyon $

Siz butlan mutlan, hadi bakalım.

Yorum yok

Aksiyoner ve yorumcu olmak arasındaki fark bazı durumlarda yanlış okunur.

Tarih genellikle yorumcuları sevmez ve açık olalım yorumcular ekseriyetle haksız çıkar.

Ancak bazı nadir durumlarda aksiyon kendini sürekli tekrar eden bir döngünün içine girer ve bu durumda yorum çok daha kıymetli görünür.

Türkiye’nin içinde olduğu durum bence fazla yoruma açık değildir çünkü aksiyon artık bayağılaşmış ve tekrardır.

Bu yolun sonu yorumcusu için çok nettir.

Yorumcunun sustuğu periyottan kork.

Dünden bugüne

“Uzun vadede herkesin hayatta kalma ihtimali sıfıra düşer.”

Bu, Fight Club sayesinde meşhur olmuş bir ifadedir. Aynı zamanda termodinamiğin bir kuralı gibi okunabilir ve Silmarillion’un da hızlı bir özetidir.

Evet, “Herkes ölecek.”

Bunu biliyoruz. Çünkü Tyler biliyor.

Durdurulamaz kaos

Dün Fight Club’tan konuştuk, buradan devam edeceğim…

Fight Club karanlık bir hikâyeydi. Ama çok orijinal ve güçlüydü.

İçinden birçok çıkarım yapabileceğiniz, birçok temel kaynaktan esinlenmiş güzel bir özetti.

Project Mayhem’in büyüklüğü ve durdurulamaz oluşunun arkasındaki temel dinamik, herkesin projeye bağlı olmasıydı. Polisten yargıya kadar herkes işin içindeydi. Ve liderin bile “Durun, yapmayın.” dediği noktada operasyon devam etti.

Çünkü idealler; kişi, hiyerarşi ve komutları aşar. Mesela hepimizin yakından tanıyıp deneyimleme fırsatı bulduğu FETÖ böyle bir organizasyondu.

Şeffaflık, açıklık ve netlik; herhangi bir idealin kurumsallaşması ve fayda sağlaması için şarttır. Bunlar yoksa, er ya da geç ideal kendini öldürür (Bkz. AKP hükûmetleri).

Velhasıl, muhafazakarlık Türkiye’de defakto komadadır.

Bir kötümser

Bugün yurt dışındayım, deport edilme şansım yok ama girişte de içeri alınmama ihtimalini göze alarak toplumsal sözleşmeden bahsetmek istiyorum:

Türkiye’de gençlerin mutsuz, hikâyesiz ve geleceğe dair kaygılarının gelişmekte olan ülkelere nazaran çok daha kötü sonuçlar verdiğini yıllardır biliyoruz. Fatih Altaylı’nın bir anketörle yaptığı röportajı zorlana zorlana izledim ve yine aynı şeyi gördüm:

Türkiye aydını problemin köküne inemiyor.

Türkiye’nin yaşadığı politik bir kriz veya bir devlet krizi değildir.

Bir kültür krizidir.

Türkiye’de politika, tüm vasat ülkelerde olduğu gibi, düşman icat edip onun üzerinden toplumu ayrıştırma ve nihayetinde bu hayali düşmanı alt etme mastürbasyonu etrafında örgütlenir. Bunu yıllardır aynel yakin izliyoruz. Ancak burada asıl mesele, politikacının kurduğu sirkten ziyade ona teveccüh gösteren halkın sıkıntısıdır.

İşte bu kültüreldir.

Size tek bir cümle, bir seçim veya bir kehanet ile cevap vermek isterdim ama inanın ki cevabı yok. Kültürü şekillendiren inanç ve diğer bileşenler bugünden yarına yön almaz.

Çok pesimist gelebilir ama yine ve yeniden söylüyorum:

Türkiye’nin son en iyi günü bugündü. Yarın daha kötü olacak.

Ve bu olmaya devam edecek.

Ta ki bu nesiller göçene kadar.

Kapı

Kapı 5000 yıl önce, araba 141 ve arabanın arkasındaki kapı için çocuk kilidi 77 yıl önce icat edildi.

Kapıyı icat eden kişi, çocuk kilidi gerektirecek bir kapıyı hayal bile edemezdi.

Otomatik kapı, döner kapı, sürgülü kapı, garaj kapısı veya kepenk…

İcat hiçbir zaman nihai veya tek yönlü değildir.

Fikrin varsa konuş, üret. Fikrini zapturapt altına almaya çalışma. Boşuna enerji tüketirsin.

Dön bak

“Kim olduğunu hatırla…” aslında geçmiş geçmiştir düsturunu rafa kaldırır. Kabaca “Dön bak, o zamanlar daha iyiydin” demektir. Bir bakıma geçmişin, öyle birçoğunun salladığı gibi, anlamsız olmadığına işaret eder.

Ve öyledir de. Evet, geçmiş bazen bir nostalji anaforuna dönüşüp insanı paralize edebilir.

Ancak ekseriyetle tarihtir, örnektir, hatırlatmadır, fihristtir, kimliktir, veridir ve çok önemli bir rehber havuzudur.

Ara sıra dönüp bak; zarardan çok faydası vardır.