Ergen gösteriş

Birkaç gün önce önüme güzel bir prodüksiyon düştü: Bağdat Caddesi’nde bir kafe girişimi. Baba filmiyle ilinti kurarak kısa bir film çekmişler. Bir okuyucum da mesaj atmış: “Abi, nasıl buldun?” diye.

“Abi, çok iyi,” dedim. “Ama sence Starbucks ilk 10 yılında böyle bir iş yapmış mıdır?”

Cevap: Tabii ki hayır.

Pazarlamanın birçok aşaması var. Bugün prodüksiyonun görece kolaylaşması ve bir şeyleri yapabiliyor olmamız, onları yapmamız gerektiği anlamına gelmiyor.

Önce sağlam çalışan bir iş modeli; gösteriş, belki sonra.

Etki

“Taşı gediğine koymak” ya da önemli bir noktaya parmak basmak…

Pazarlama için etki yaratmak kadar değerli değildir.

Dolayısıyla, hayır, “Yapıştırdım cevabı” bir pazarlama taktiği değildir.

Pazarlama zaman alır

Pazarlama zaman alır.

“Yeter artık, anladık, klişe bu!” diyebilirsin. Evet, tıpkı “Liyakat lazım…” zırvası gibi bu da klişe olabilir. Ve evet, her şey zaman alır.

Ama ısrarla yazmak ve konuşmak zorundayım: Elinde tuğla ve harç ya da traktör ve toprakla bir şey inşa edip üretmekle; soyut kavramlar, fikirler, hikâyeler ve iletişim katmanlarında tepinmek arasında ciddi bir motivasyon farkı vardır. Birinde süreç somuttur, ilerleme gözle görülür. Diğerinde ise gerçekten ciddi zaman alır.

Nike’ın “Just Do It”i 1988’de ortaya çıktı. Apple’ın pazar payı ancak 2000’lerde ivme kazandı. Amazon’un yatırımcıları ise 10 yıl boyunca kâr kokusu bile alamadı.

Pazarlama zaman alır.

Eğer sabrın ve motivasyonun yoksa, hiç başlama derim.

Çok samimiyim: Zaman kaybedersin.

Ve unutma, dünyanın küçük, gürültüsüz işletmelere de ihtiyacı var.

Büyük devlet

Dün, Trump Birleşik Krallık’ın konuğuydu. Onuruna verilen yemekte Kral Charles’ın yaptığı konuşmayı açıp bir dinleyin derim.

Büyük devlet; blöf, şatafat ya da saraylarla değil, yetiştirdiğiniz insan kalitesiyle, ürettiğiniz bilimle ve sağladığınız fırsat eşitliğiyle olunur.

Öngörülebilirlik

Her ne kadar medya ve tüm aşırı sol gruplar aksini iddia etse de, sol entelektüeller (örneğin Yanis Varoufakis) bile şu gerçeği kabul ediyor: Trump’ın en büyük silahı, açıklığıdır.

Öngörülebilirlik, genel kanının aksine, son derece değerli bir özelliktir. Sadece kendinize değil, çevrenizdekilere de hazırlanmaları için zaman tanırsınız.

Bugün Türkiye’nin en büyük aktif sorunlarından biri: Öngörülemezliktir.

Tekrar

Perspektif çok önemlidir. Fincher’ın aynı merdiven sahnesini 38 kez çekme sebebi bize ilk bakışta absürt gelebilir. Nihayetinde perdede gördüğümüz şey Fincher’ın dünyası olsa bile, izleyicinin perspektifi bu dünyayı bambaşka şekilde tarif edecektir.

Peki ya duygu? Ya ürettiği duygu müşterekse?

İşte bu, 38. çekimin arkasındaki motivasyonu açıklayabilir.

Unutmayın, pazarlamanın en önemli işi duygudur.

Eğer duyguda buluşturamıyorsak, işimizi iyi yapmamışız demektir.

Dene, test et. Tekrarla.

Seçimin arkası

Hiçbir zaman insanların seçimlerinin arkasındaki nedenleri ve motivasyonu tam olarak anlama şansımız olmayacak. Neden o saat? Neden o tişört? Neden Starbucks’taki latte’ye maliyetinin yetmiş katı ödeme?

Tahminlerin olabilir. Ama gerekçeleri tam olarak anlama ihtimalin neredeyse imkânsızdır. Bunun bizim için en hileli tarafı şudur: Bazı işler sadece olması gerektiği gibi oluyormuş hissi verir.

Ancak kesinlikle rastlantısal değildir.

Her seçim, arkasında onlarca öykü barındırır.

Ve bu davranış biçimlerinin çoğu, uzun vadeyi -hatta kendisinden bile sonrasını- düşünen birileri tarafından tasarlanmıştır.

Tükettiklerin

Temet Nosce.

Matrix’in meşhur ettiği “Know thyself”, yani “Kendini tanı” mottosu.

Kendini tanı… Peki, nasıl?

Pazarlama dünyasının buna cevabı çok nettir:

Ne tüketirsen osun.

Orjinal olmak zorundasın

Hiç Starbucks’ta Hekimoğlu türküsünün çaldığını duydunuz mu?

Ya da Costa’da kahve keyfinize Cem Karaca’dan “Resimdeki Gözyaşları” eşlik etti mi?

Tabii ki hayır.

Bugün Espresso Lab’de biraz zaman geçirdim.

Fonda John Denver’ın Take Me Home, Country Roads şarkısı çalıyordu.

İşte bu yüzden Espresso Lab ve benzerleri başarısız olacak. Size yıllardır anlatmaya çalıştığım nüans tam olarak bu.

Kültürü ve iş modelini kopyalayarak otantik olamazsınız. Otantik olamazsanız orijinal olamazsınız. Orijinal olamazsanız marka olamazsınız. Marka olamazsanız işinizin ömrü kısa olur.

Artık bunu anlayın, lütfen!

Kutuplaşmanın 2 nedeni

Charlie Kirk meselesinde, koridorun iki tarafını da iyi tanıyan ve okuyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Kutuplaşma iki aşamada betonlaşıyor:

1- Adil olmayan herhangi bir yaklaşım veya fikri dayattığınızda,

2- Konuşma, yani diyalog son bulduğunda.

Türkiye’de bu iki durum da en uç noktada, koridor fark etmeksizin siyasetin her alanında yaşanıyor.

Umalım ki, uzun vadede bu tıkanıklık şiddete dönüşmesin.