Change is about us

According to the final report of WEF (World Economic Forum); a woman would have to be born in the year 2255 to get equal pay at work.

Long term dystopian projections like WEF report may disturb your reality and devastate your courage.

However sometimes you just need to trust the process and not expect any results for the foreseeable future.

Because sometimes a year maybe a life time wouldn’t be enough.

Sometimes you have to struggle for the greater good than self interest.

Because term of change is more about ‘us’ than ‘you’.

Happy New Year, y’all…

Öyküsüz pazarlama olmaz

Öyküsüz pazarlama olmaz, olamaz ve olmamalıdır.

İnsanların en sevdiği iletişim formu tartışmasız öykülerdir.

Pazarlama öyküler anlatmalıdır. Gözüpek, sıra dışı ve cömert öyküler.

Bu öyküler efsanelere dönüşür. Efsaneler (markanız) sahiplenilir. Çünkü efsaneler tıpkı pazarlama gibi olağanüstü olanla ilgilenir.

FedEx kuryesinin fırtınadan dolayı teslim edilmemiş bir paketi alıcısına ulaştırmak için şirket kredi kartından helikopter kiralaması; markasını efsaneleştirmiş bir öyküdür…

Zanaat

“Zanaat beceri ister…” derler doğrudur. Ancak beceri tekrarla kazanılır.

Zanaat yetenek ve beceriden ziyade adanmışlığın eseridir.

Adanmışlık ise ‘tutarlılık’ ve ‘tekrar’ kavramları ile alakalıdır.

Zanaatinde iyi olmak istiyorsan tutarlılığın ve tekrarın esiri olmalısın.

Eğer zanaatinde iyiysen ancak fark edilmiyorsan bu muhtemelen gerektiği kadar cesur olamadığından dolayıdır.

Because why not

“Because why not?”

Is a statement of progressivist.

One who uses this certainly speaks more than a questions.

Because why not;

Ignites innovation, faces impossible odds and challenges mediocrity.

Whatever you do ask ‘Why not?’ more often.

This is one way to diffuse naysayers.

En son çıkan

Alva J. Fisher kuvvetle muhtemel hayatınızı Tim Berners Lee’den daha çok değiştirmiştir.

Fisher çamaşır makinesinin Lee ise internetin mucididir.

Eğer internetin çamaşır makinesinden daha devrimsel bir icat olduğunu düşünüyorsanız; yanılıyorsunuz.

‘Değişim’ kavramını ele alırken ‘en son’ çıkana takıntımız neyin devrimsel (Çamaşır makinesi) neyin sıradan (İnternet) olduğunu bize unutturuyor.

Piramitleri nasıl yaptığımızı belki de bu yüzden unuttuk…

En son çıkan en devrimsel veya en iyi değildir. 

En son çıkan çoğu zaman sadece en son çıkandır.

İnovasyon kimin içindir?

İnsanların tatmin kat sayısı her deneyim için zamanla sıfıra düşer.

Tatminde sıfır noktası inovasyon/yenilik ile aşılır.

Her yenilik iki formda gelir: Güncelleştirme ve sıfırdan inşa etme.

Güncelleştirmeler tatmin seviyesini korumayı hedeflerken sıfırdan inşalar yeni tatmin seviyeleri belirler.

Birincisi herkes içindir. İkincisi ancak erken benimseyenlerin (early adopters) insafına bırakılır.

Çünkü ancak erken benimseyenler yeni tatmin seviyeleri kovalar.

Güncelleştirmeleriniz hepimiz için, sıfırdan inşalarınız bazımız içindir.

Play the game

I like chess because teaches pure life skills.

I love chess because teaches ‘sacrifice’.

Make no mistake:

Chess is a game of ‘sacrifice’.

Sacrifice tho contrary to popular belief, is not just risking everything with no guarantee. But is an act of giving up one thing for another, in all conscience for better good.

There is no winner in Chess without sacrifice.

There is no winner in life without sacrifice.

Step forward and make one.

Play the God damn game.

Ask 'how' more

We ask questions to resolve problems, to remember things or to put them together. 

Often we ask to proof opposite and occasionally we ask to help others to develop a new idea.

Reason you are more hanged at first than second is because you ask with ‘If’.

Question is not “Did the moon landing actually happen?” but is “How it happened?”.

Ask ‘how’ more and keep ‘if’ on silent.

New ideas will follow…

Özel dikim

1760 sanayi devriminden önce satın aldığınız her kıyafet %99 ihtimalle özel dikim olurdu.

Bugün satın aldığınız kıyafetlerin %1 bile özel dikim değil.

Sanayi devrimi ‘kitlesel üretim’ ile özelleştirilmiş ürün kavramını kökten değiştirdi.

Tüketiciye sordurmanız gereken soru şu: Size özel hissettirilen ürünlerin aslında kaçı size özel?

Bu soruyu kovalayıp cevaplayan ‘marka’ olun.

Ama her şeyden önce; hedef kitlenizi daraltın, kitlesel olmaya çalışmayın.

‘Özel’ olun ve ‘Özel’ olana satın.

Beğenip beğenmemek size kalmış tabi ama Tesla Cybertruck ile böyle bir hareket yaptı.

Eleştirileri dinleyin

Harry Potter popüler kitaplar arasında internet değerlendirmesi en düşük olan serilerden biridir.

500 milyon kitap satan serinin toplam film hasılatı yaklaşık olarak 8 milyar dolardır.

Eleştiriler her zaman doğruyu söylemez.

Ancak…

Bazen biri ‘Ben bu elmayı sevmedim’ diyebilir. Bu ‘Kimse bu elmayı sevemez!’ demekten farklıdır.

Eğer o elmayı üreten markaysanız ‘Ben bu elmayı sevmedim’ diyeni dinleyin ve ona teşekkür edin.

Sizi değerlendirmeye ayırdığı zaman için teşekkür edin…

Hedef kitlenizi belirlemede size destek olduğu için teşekkür edin…

Eleştiri dinlemek onları kabullenmek demek değildir.

Dinlemek ‘Seni belki anlamıyorum ama beni değerlendirmeye zaman ayırdığın için teşekkür ederim!’ demektir.

Bu ise güven kazanmaya giden yolun ilk aşamasıdır.