Karşılıksız olmaz

Bizim duvar, kamyon ve benzeri yazılarımız çok arabesk ve çok serbesttir. Arabeske karşı tutumumu da bilirsin; sevmem. Ama bugün güzel bir tanesine denk geldim: “Bir zam da şu insanlara gelse de kendilerini bu kadar ucuza satmasalar.”

Sözü edenin neyi refere ettiğini dikkate almadan, bu sözün kendilerini ucuza satan birçok yetenek, emek ve tecrübenin dikkatini çekmesi lazım.

Yetenek sadece keşfedilmediğinde, emek sadece iş başarısız olduğunda ve tecrübe sadece dinlenmediğinde heba olmaz. Karşılığı verilmediğinde/alınmadığında da heba olur.

Karşılığını ver.

Karşılığını al.

Dipnot

Bugün pazarlama, tasarım ve yaklaşım adına olmaması gereken her şeyi tek bir ilanda toplamış Onur Market’in şu çalışmasını gördüm:

“NE ALIRSAN 25TL”

Yazılabilecek en büyük boyutta yazılmış kalın bir ‘25’ ve dibine sıkıştırılmış ufacık bir ifade: “Seçili Ürünlerde Geçerlidir”.

“Ne olursan ol yine gel (Seçili ırklarda geçerlidir)” gibi…

Önerilen paketin bir düzenbazlık olduğundan eminim ama iyi hüküm verme güdülerime karşı gelerek öyle olmadığını kabul edip devam edeceğim…

Sevgili Onur,

Sen marketsin. Kumarhane değil. Eğer iflas etmediysen onlarca rakibinin veremediği bir şeyi bize sunamayacağının gayet farkındayız. Çünkü meselemiz karmaşık değil; yoğurt, yumurta, salça ve biraz ekmek.

“Yok ben iddialıyım, yaparım!” diyorsan da küçük bir not:

Büyük söz etme arzun ve kullandığın yazı boyutu arasında ilişki yoktur.

Küçük not düşmüş olmanla bizim anlama kabiliyetimiz arasında da korelasyon yoktur.

Yapma kendine bunu.

Dengeli eylem

Kanıtlanmış olgular ancak koşulların köklü değişimi ile güncellenir.

Ve bilgi/bilim böyle bir şeydir…

“Bu bilginin doğruluğundan emin misin?” sorusunun cevabı bilen kişi için çoğunlukla “Şimdiliktir…”

Diğer taraftan inanç için doğruluk su götürmezdir. Ön koşuldur.

Bir Fenerbahçeli için Dünya’nın en güzel takımı Fenerbahçedir.

Koşulların değişimi bu düşüncenin doğruluğunu değiştiremez.

Koşullar ise mütemadiyen değişir.

Bu bağlamda: Bilgi ile amel edip, inanç ile motive olmak güzel bir dengedir. Çünkü bilgi ile amel eden adapte olurken, inancı ile eylemde olan ekseriyetle çatışma halindedir.

Ve neye, nasıl inandığın fark etmeksizin retrospektif bize olguların hep kazandığını göstermiştir.

Güzel tasarla

Tasarım köprüdür. Ve bu üstünde taşıdıklarımızı ondan daha değerli yapmaz. Çünkü değer de diğer birçok kavram gibi gereklilik ile ölçülür.

Güzel tasarım gereklidir. Mesela bir web sitesi inşa ediyorsan, kullanıcıdan gelecek birinci soru şudur: Nereye tıklayacağız?

Çünkü satmadan önce bağlantı kurman gerekir.

Ve bağlantı adı üstünde köprüsüz olmaz.

Güzel tasarla.

Liderlik et

Yarın eğer liderlik etmek için sahneye çıkacaksan muhtemelen şunu sık duyacaksın:

“Bir problemimiz var!”

Ve şunu çok az: “Bir çözümüm var…”

Bu asimetriyi değiştirmek yine senin elinde.

Masası problemlerle dolu olanlar müsait değil, meşgul.

Çözümlerden çözüm beğenenler ise liderlik ediyor.

Hayırlı haftalar.

Mavi Tik

Twitter’ın doğrulama rozetini ücretlendirmesi bu platform için “Önce hizmet, sonra himmet” iş modelinin istenilen seviyede çalışmadığını gösterir.

Bu tartışmayı hak meselesi etrafında yapmanın bir anlamı yok. Facebook hesap doğrulamayı 2012’de, Twitter 2009’da başlattı. Bu arada geçen sürede kimin kim olduğunu gayet iyi ayırt edebiliyorduk.

İş söz konusu olduğunda Joker’in mottolaştırdığı şu yaklaşıma çok önem veriyorum: “Eğer bir işte iyiysen asla bedavaya yapma!”

Genç girişimcilerimiz ve hatta çocuklarımıza aşılamamız gereken bu tavır: Manipülasyonun ve kötüye kullanımın önüne geçen hayati bir kalkandır.

Çünkü maliyetinden daha değerli olmadığını düşünmediğimiz hiçbir şeyi satın almayız.

Bu bazen gerçektir, bazen de algı. Ancak maliyeti olan bir şeyi bedelsiz vermek, değer kavramı üzerinde sarsıcı etkiler yaratır.

Twitter’ın “Mavi Tik” fikri günlük 4,960₺ eder mi? Bilemiyorum.

Ama bedava olmadığı kesin.

Erişimin değeri

Bir üçüncü dünya ülkesinden ayrılırken elindeki dövizlerden kurtulma gayretin bu ürünün geçersizliği ile ilgilidir. Ve bu geçersizlik standart, şekil veya malzemenin konusu değildir (Avro da kağıttır, Uganda şilini de):

Erişimin konusudur.

‘Erişim’ çok önemli bir değer birimidir.

İnsana erişim, teknolojiye erişim, bilgiye erişim, özgürlüğe erişim, sermayeye erişim veya sana, markana ve ürününe erişim…

Var mı?

Yoksa sen de Uganda şilini gibi 1’e 4 bin takas edilenlerden misin?

Bitaraf olan bahtiyar olur

Hiçbir savaş toplumsal konsensüsle başlamaz. Çıkar grupların kılıç çekmesinden çok sonra toplumlar taraf seçer veya seçmek zorunda bırakılır.

Taraf seçmek bir opsiyon olarak sunulsa da çoğunlukla bir mecburiyettir.

“Bitaraf olan bertaraf olur!” tehlikeli bir klişedir.

Ekseriyetle tarafsızlık taraf olmaktan daha faydalıdır.

Özellikle markaların derin toplumsal ayrışmaları tetikleyen konularda taraf tutmaması çok önemlidir. Ancak argümanın çıkış noktası çevrecilik ve insan/hayvan hakları ile ilgiliyse aksiyon alınabilir.

Re: Bir zaman sorusu

15 yıldır aktif olarak seyahat ediyorum. Bugün İtalya’dayım. Uzun süredir belli aralıklara ziyaret ettiğim bu ülkede, bugün bu repost anlam kazandı (Zaman ile aramızdaki takas her geçen gün yeniden şekilleniyor):

Bundan sadece 15 yıl öncesine kıyasla iletişimin bize kayda değer bir zaman kazandırdığı vaka.

Akrabanı ziyaret etmek yerine FaceTime yapabilirsin. Markette, bakkalda zaman harcamak yerine Getir çağırabilirsin. Artık zaman kazanabiliyorsun, bu çok net.

Peki, kazandıklarını nasıl harcıyorsun?

İnanç ve sonuç

Birbirimizin aynısı gibi davranmıyor, seçmiyor, karar almıyor ve hareket etmiyoruz.

Bu satırları okuyan senin gibi inansaydım, bu sabah tıpatıp senin gibi davranırdım.

Bunu anladığında pazarlama için birinci hedefin inançları değiştirmek olduğunu görürsün: Eğer inandığın şeyi değiştirirsek, eylemlerine de yön verebiliriz.

Zaman alır ama sonuç veren yegane başlangıç noktasıdır.