Daha iyisini istiyoruz

Daha iyisini istemek, suç olmamalı.

Daha iyisini istemek, nankörlük sayılmamalı.

Daha iyisini istemek, dışlanmamalı.

Daha iyisini istemek, dünün bugünden daha kötü olduğu gerçeğini inkar etmek olarak okunmamalıdır.

Farkındayız.

Ve daha iyisini istiyoruz…

İş başa düştü

Çok büyük bir Kapitalist tutkunu olduğumu söyleyemem ama geçerli daha iyi bir modelin olmadığını düşünenlerdenim. Aksini iddia eden kişi, ancak gerçekle rabıtasını kaybetmiş bir idealist olabilir. Bu bir süreç, mutlaka evrilecektir ama yakın zamanda değil.

Sistemin büyük kusurları olduğu vaka. Burada Pazarlamayı önemli ölçüde ilgilendirdiğini düşündüğüm “Öncelik/İmtiyaz” konseptini tartışmak isterim. Privilege/priority yani imtiyaz/öncelik hak edilir ve karşılıklıdır. Hava yollarının sunduğu programlar gibi.

Ancak her pratik beraberinde alışkanlıklar üretir.

Öncelikli bu kişinin kendine has sıradan c_heck-in_ yapma alışkanlığı ortak alanlara; trafiğe, hastaneye ve hatta evin içine sirayet edebilir. Ve bu imtiyaz beklentisi de diğer birçok şey gibi bir huya dönüşebilir.

Sadakat mutlaka imtiyaz ile ödülendirilmelidir ancak bunun dahi “Fırsatların Eşitsizliğinin” sonucu olduğu ve özellikle ortak alanın bu konsept dışında tutulması gerektiği unutulmamalıdır.

Ve hatta Pazarlama, bunu ayrıcalık tanıdığı müşterisine kibarca anlatmalıdır.

Pazarlamanın işi midir? Kesinlikle hayır.

Ama eğitimin üstüne düşeni yapmadığı ortadadır.

Pazarlama ise “İş başa düştü”yü herkesten iyi tanır.

Kısa akıl

Sınıflandırma en belirgin özelliklerimizden biridir. Severiz.

“Uzunlar böyle, kısalar diğer tarafa… Şişmanlar sağdan. Bu musluk sadece siyahlar için!”

Cinsiyet ve yönelim, ırk ve fizik, milliyet ve kültür gibi tasnifler eğer ilk bakışta görünür olmayan: Beceri, zeka, nezaket, cömertlik ve cesaret gibi özelliklerin önüne geçiyorsa işleri kolaylaştırmaz zorlaştırır.

Çünkü ilk bakışta görünür olmayan tüm diğer özellikler uzun vadede kendini gösterir.

Kısa vade, kısa aklın işidir.

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

Zaman fakiri

Zamanın yetmediği zamanları yaşıyorum.

Bu illet bir paradokstur ve bize şunu hatırlatır:

Yetmediğinde satın alamıyor, ihtiyaç duymadığımızda biriktiremiyoruz.

Hepimiz zaman fakiriyiz.

Ne ironi ama!

Takipçi problemi

Liderlik kıttır çünkü bu vazife insan hayatına devasa konforsuzluklar getirir:

-Tanımadığın insanlar için öne çıkmak zordur.

-Ortaya akıbeti belli olmayan fikirler atmak zordur.

-Değişime direnenlere karşı durmak zordur.

-Sadece veren taraf olmak zordur.

Eğer kimse el kaldırmazken, bu zorluklara talip olan biri varsa onu takip edin.

Etmiyorsanız mahallenizin liderlik değil, takipçi problemi olabilir.

Düşünmeye değer.

Bildiklerinden başla

Niels Bohr’a “Sen bilim insanısın, kapının dışına nal asarak kötü ruhlardan korunmaya çalışmak sana yakışıyor mu?” diye sorduklarında “İnanmasan da işe yarıyor dediler!” cevabını verir.

Ne kadar bilirsek bilelim, nihayetinde bilmediklerimizin hep galip geleceği bir evrenin parçasıyız. Bilmediklerimize, ölçemediğimiz olasılıklar ve durumlara oynayanların bildiği tek şey bu.

Yarın bildiklerinden başla. Bu suistimale fırsat tanıma.

Ve bildiklerin yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren.

Hayırlı haftalar.

Denemeye değer

ABD’de Powerball piyangosunu kazanma olasılığınız 292 milyonda 1’dir.

Türkiye’de 10 milyonda 1.

Bir astroloğun yıl içinde bir güne oynaması ise 365’te 1 ihtimaldir.

Çok yüksektir.

Mesleğin kahinlikse ve tutarsa büyük kazandırır.

Denemeye değerdir.

Sence dinlemeye değer mi?

Bile bile

Amerikan Trafik Güvenliği İdaresi’ne (NHTSA) göre ölümle sonuçlanan trafik kazalarının %9’u ve genel olarak %13’ü; araba kullanırken mesajlaşanlar yüzünden gerçekleşiyor. Bu alışkanlık 2023 itibariyle yaklaşık olarak 50.000 kazaya neden oldu. Son 4 yılda, her yıl ortalama 450 kişi bu nedenle hayatını kaybetti. İyileşme yok.

Ve hayır, bu ve benzeri problemleri pazarlama ile çözemezsiniz. Çünkü “Bile bile!” yapmak (Bugünlerde çok sık kullandığımız bir kalıp) bize sadece biliyor olmanın yetmediğini, anlamanın ne kadar elzem olduğunu gösterdi.

Temel olarak anlatmak ise bilgiyi ilk transfer edenin görevidir.

Yer çekimi bilmekle onu anlamak farklı şeylerdir.

Okulda başlar.

Eğitimle başlar.

İşin kamu spotuna, pazarlamaya kaldıysa geç kalmışsın demektir.

Bir şeyler olacak(?)

14 Ekim 2023 tarihinde Güneş tutulması gerçekleşecek. Bu bir tahmin değil.

Olacağına inansanız da inanmasanız da, daha önce bu deneyimi yaşamış olun ya da olmayın bu gerçekleşecektir.

“8 Mart’ta deprem olacak!” ise “8 Mart’ta herkesin korktuğu o şey gerçekleşmeyecek!” veya “Aşikar olan bir şey artık apaçık hale gelecek!” önermeleri kadar değersizdir.

Evet, bir şeyler olabilir ama sen tahmin ettiğini düşündüğün için değil.

Herkesin faydası için lütfen, kendine başka bir uğraş bul.