Cesaret işi

Bugün 19 Mayıs.

Bugün değişimi anma günüdür. Aynı zamanda hepimize değişimin gençlik olmadan yol katedemeyeceğini de hatırlatır.

Bugünü kutlayabiliyoruz çünkü dün birileri bir şeyleri değiştirmek için cesaret gösterdiler.

Evet, değişim cesaret işidir.

Cesurların günü kutlu olsun.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.

Kararsız seçmenler

30 Sayfa’da “Pazarlama Neden Önemlidir?” sorusunun cevabını kısaca şöyle vermiştim:

“Çünkü Pazarlama bir niyet oluşturma sanatıdır.”

Bunu sizi görünür kılarak ve seçimlerinizi kolaylaştırarak gerçekleştirir.

İkincisi birincisinden daha önemli değildir ancak bu yazının konusu seçimler ile ilgilidir. Muhalefetin ise görünür olmakla ilgili değil, seçilebilmekle ilgili problemleri vardır.

Peki, seçimler nasıl kolaylaşır?

Kıyaslayarak.

Sınıflandırarak.

Karşılaştırarak.

CHP’nin seçim kampanyasını düşünün: Bir grafikerin yaptığı “Erdoğan Sayesinde” başlıklı market s_ticker’ları_ (çıkartmaları/etiketleri), yüzbinlerce dolar harcanmış “Sana Söz” kampanyasından daha çok etkileşim ve karşılık almıştı. Çünkü ne tarafa bakmamız gerektiğini kıyaslayarak gözümüze sokuyordu. Vereceğimiz karardan önce niyetimizi yokluyor ve karşılaştırma yapmamıza neden oluyordu.

30 Sayfa’da ilgili bölümü şu şekilde noktalamıştım:

“Pazarlama seçimleri kolaylaştırmalıdır.

Niyet inşa etmek için tanımlamalı, tasnif etmelidir.

Çünkü kararsızlık yorar.

Uzun vadede alım iştahını öldüren bir asalaktan farksızdır.“

Evet, seçimler bizi yordu.

Çünkü kararsızlık yorar.

Boşluk doldurmaca

Bugün Tepe Home’un şu sloganını gördüm: “Biz kaliteye inanıyoruz”

Biz ancak Harry Potter’a, Noel Baba’ya ve diş perisine inanabiliriz.

Kaliteyi ise bilmeli ve anlamalıyız.

Bu şirketin skalasında birçok girişim genellikle boşluk doldurmak için konuşur. İçerik ve sloganları sadece ilgisiz değil, anlam ve fayda üretmekten de yoksundur.

Hedef kitlesi belirsiz olduğu için herkes radarındadır.

Ve herkes, okudukça yorulur.

Yapmayın.

Bir gözlem*

6 gün önce 14 Mayıs’ı pazarlamanın perspektifinden 2 ana başlıkta analiz edeceğiz demiştim. Dün maalesef sağlık sebepleri nedeniyle aktif olamadım. Bugün yakaladığım şu arada sizinle seçim ertesinin taze bir gözlemini paylaşayım istedim:

Hastaneleri bilirsiniz; herkesin işi acildir.

Acil ise bir oldubittidir.

Bu nedenle acili yönetmek zordur.

Çünkü acil ayak uydurmaya izin vermez.

Crocs’lar tarafından istilaya uğramış hastane görevlilerinin ise acile verdikleri karşılık, onların yanlış anlaşılmasına neden olan en önemli etkenlerden biridir. Bu insanlarla diyaloğa girmeden önce, sizi hastaneye düşüren sorunların bir önceki gün onlarca kez yaşanmış olduğu gerçeğini aklınızdan çıkarmamanız gerekir.

Sizin aşağı yukarı neyiniz olduğu bu insanların gözünde yürüyüşünüzden bellidir. Bu sadece gözlemin değil, tıpkı uçaklardaki güvenlik prosedürleri gibi çalışan uzun süreli tecrübe ve pratiğin işidir.

Bu “Acil Durum Müdahale Prosedürü” bir yapılacak işler listesi gibi çalışır.

Hataya düşmeyin, bireyden şirkete ve şirketten devlete her kişi ve kuruluşun bir acil durum müdahale prosedürü olmalıdır.

15 Mayıs’ta öğrendik ki, muhalefetin böyle bir işler listesi yok.

Gözlem bu kadar.

Yarın -söz verdiğim gibi- kapsamlı değerlendirmeleri içeren videomu paylaşacağım.

*imla hatası varsa bugün mazur görün.

Her gün seviyoruz

Annelerimizi kutlamak için her bahane güzel bahanedir.

Bu “Cani Pazarlama”nın bize dayattığı bir tüketim trendi olsa bile yine böyledir.

Yine fırsattır.

Ancak bugün Annemizi ona hediye almak zorunda bırakıldığımız için hatırlamıyoruz.

Her gün aynı, bugün ise bir başka sevmiyoruz.

Ve şunu unutma; yarın ve ondan sonraki herhangi bir gün sen ve annen yine kutlama yapabilirsiniz.

Bugün ve her günün sahibi annelerimiz günü kutlu olsun.

Değişimden yana ol

Yarın iki Pazartesiyi oylayacaksın:

Birincisi 2018’den bugüne kadar geçmiş 254 tane Pazartesi gibi olacak.

Aynı.

255.’yi yaşamak istemiyorsan yarın sayacı sıfırla.

Yeni, ikinci Pazartesiyi seç.

Değişimden yana ol.

Değişimden korkma.

Hayırlı Pazarlar.

Seçim senin

Havuç mu, sopa mı?

Kırmızı hap mı, mavi hap mı?

Cennet mi, cehennem mi?

İstikrar mı, kargaşa mı?

Bu metaforların en büyük özelliği okundukları kadar dobra ve açık olmamalarıdır.

Öyle görünürler evet, ama önerilen tam tersidir.

Çünkü her zaman 108. ve bilmem daha kaç farklı seçeneğin vardır ve seçilmek için müsaittir.

Seçimi değil, seçenekleri kontrol etmek en büyük cambazlıktır.

Hilenin özü buradadır.

İşaret fişeğine ihtiyacın varsa: Sana hep sopa gösterene artık dur de lütfen.

Seçim ancak seçeneklerinin çeşitliliğine hakim olduğunda senin olur.

Seçim yine seçim olsun.

Bu Pazar göster kendini!

Söz sözdür

Nicolas Cage’in çok meşhur olmayan ama neredeyse tamamı gerçek hikayeden esinlenmiş “It Could Happen to You” adlı filminde şöyle vurucu ve harika bir diyalog yaşanır:

Dürüst bir polis memuru bahşiş verecek parası olmadığı için yeni oynadığı piyango biletini; güzel, iyi niyetli ama şans yüzüne gülmemiş garson bir kızla paylaşacağına dair söz verir. Bilete büyük ikramiye çıkar:

Polis: Bu bir şaka değil.

Garson: Değil mi? Bana ne diyorsun!

Polis: Bunu uydurduğumu mu düşünüyorsun? Hayır! Biz kazandık.

Garson: Piyangoyu? Gerçek New York Devlet Piyangosu’nu? Dört milyon doları?

Polis: Dün gece kazandık. Daha fazla kazanabilirdik ama bir Bowling takımı pottan yaklaşık 9 milyon dolar aldı.

Garson: Ve bunu gerçekten benimle paylaşacağını mı söylüyorsun?

Polis: Söz sözdür!

Pazarlama verdiğin sözü tuttuğunda gerçekleşir.

Ne pahasına olursa olsun “Söz sözdür!” diyebiliyorsan başarmışsın demektir.

Süper Seçim

Bu seçimden sonra 2 şey öğreneceksiniz:

1- Ürün her şeydir ve Pazarlama sadece bir kaldıraç.

2- Pazarlama olmadan ürün elmas olsa da görünmezdir.

15 Mayıs’ta bu iki başlığın uzun analizini Blog’ta yapacağız.

Super Bowl’dan farksız bir seçim atmosferi yaşıyoruz.

Garip bir ülkeyiz vesselam!

Hayırdır kardeşim?

Baret, ikaz yeleği ve elinde merdivenle güvenliğe takılmadan neredeyse her binaya girebilirsin.

Bu harika bir sosyal deneydir: Kimliklere ve görünüşe verdiğimiz önemi anlatır. İmajın ne kadar etkili olduğunu gösterir.

İçerik çoğu zaman ilgisizdir.

Söz konusu Politika (Propaganda) ve Cani Pazarlama olduğunda; dikkatini dağıtan, seni kandıran ve asıl önemli olanı görmezden gelmeni sağlayan bu sahte kimliklerdir.

Satır aralarında, sloganlarda, şık tasarlanmış sosyal medya içerikleri ve reklam filmlerinde mütemadiyen işlenir.

Gözüne sokulur.

Kanma.

Elinde merdivenle meskenine selamsız dalana sor:

Hayırdır kardeşim?

Pişman olmazsın.