Kolay

Internet kolay çözüm ve uygulamaların milyonları cezbettiği bir vitrin.

Oysa kolay doğanın da insanın da adeti değildir.

Çünkü kolay; görgüsüz, patavatsız ve özensizdir.

Zarif değildir.

Kolay sadece kolaydır.

Biz zoru severiz.

Dikkat

Dün Londra’da pantolonsuz metro günüydü.

Bugün şu 2 fotoğrafı çektim:

Bu iki reklam da -detaylarını bu yazıda incelemeyeceğim- dikkat çekmek için ortadalar.

Dikkatle ilgili hep söylüyorum: Eğer pantolonsuz metroya binme etkinliği gibi amaçsız ise güven inşa edemezsiniz.

Zira doğru Pazarlama için dikkat çekmek asla yeterli değildir. Takip eden mesaj ve “Sana neden güvenelim?” sorusunu nasıl cevapladığın, ortaya koyduğun dikkat ritüelinden çok daha önemlidir.

Şöyle ifade edeyim: Dikkat çekmek kolaydır. Güven kazanmak zordur.

Balon

Hayli zamandır bir balonun içinde yaşıyoruz. Belki itiraf etmiyoruz ama hepimiz kendimizi patlayacağı o an için hazırlıyoruz. Dün karşılığında satın aldığımız araba fiyatına bugün ancak telefon alabildiğimiz; fiyat ve değerin kontrolden çıktığı bir hikayenin içindeyiz.

Çünkü uzun zamandır kültürü izole, toplumu koca bir tarikat gibi hareket eden bir ülkeye dönüştük.

Bu balon patlar.

Ama biz gerçekle yüzleşir miyiz?

Bilemiyorum.

Değişimin kaidesi

Yaşadığımız gerçeklik ve üzerine kurulu sistemlerin hiçbiri mutlak değildir.

Hepsi birileri tarafından, uygun görüldüğü zaman ve koşullarda inşa edilmiştir. Bunlar değiştirilebilir, yön verilebilir veya yok sayılıp görmezden gelinilebilir.

İnovasyon ve Pazarlama çalışmaya başladığında bu olguyu göz önünde bulundurarak iş yapmalıdır.

Mutlak yoktur. Eğer nihai olana koşullandıysan değişemezsin.

Değiştiremezsin.

Pervasız kararlılık

Pazarlama yaparken ikileme, tereddütte ve kafa karışıklığına yer yoktur. Yürümeyi planladığın yolda tedirginlik ancak bir sanatkârın pervasızlığına eşlik edebilir.

Asan mucize olup deniz yarar mı? Bilemem.

Ama öykü inşa etmek için yola çıktıysan beklentin daha azı olmamalıdır.

Pazarlama kararlılıktır.

Pervasız bir kararlılık.

Tüm diğer efsane öykülerde olduğu gibi…

Öyle değil mi? Ne dersin?

Vizyoner

Hayallerimiz ve beklentilerimiz her zaman teknolojiden önde, o ulaştığında ise kavrayışımız daima birkaç adım geride kalmıştır.

Görüntülü iletişimi, uçmayı ve uzay bilimlerini onlar bize ulaşmadan çok önce hayal ettik. Romanlar yazdık. Filmler çektik. Bekledik.

Dün elektrik ve Internet geldiğinde ve bugün Yapay Zeka’daki gelişmelerde olduğu gibi, kavrama ve anlama noktasında ise hep geride kalıyoruz.

Velhasıl; hayal etmek başka, uygulamak ve değişime uyum sağlamak bambaşka meselelerdir.

İkisi bir araya geldiğinde ‘vizyoner’ vuku bulur.

İlgi

Pazarlama neyle ilgilidir?

Bu soruyu cevaplamadan önce “Neyle ilgili?” sorusunun kurgusunu irdelememiz gerekir. Alaka, bağlantı demektir.

Ve bağlantı neredeyse her zaman bizimle değil, seninle ilgilidir: Sen.

Sen ise “Ne istiyorsun, ne bekliyorsun ve neden korkuyorsun” gibi ve benzeri kalıpların ardında gizlidir.

Pazarlama ilgi ile ilgildir.

Önce ilgi kurar. Seninle.

Çünkü ancak ilgili olanı harekete geçmeye ikna edebiliriz.

Anlık

İnsanlığı Büyük Buhran’a oradan Nazilerin mutlaklığına mahkum etmiş sebepler bir günde ortaya çıkmadı.

Evet, akut sorunlar ani belirir ve şiddetlidir ancak asla ani oluşmaz: İnsan bir günde kanser olamaz.

Lakin her zaman görünür ve belirgin işaretler vardır. Bunlar ise ancak gözlem ve ölçümün meselesi olursa anlam üretebilir. Aksi takdirde genellikle “Aman tadımız kaçmasın!” denilip görmezden gelinir. Ve bu bir koruma refleksi değildir, kaçınılmaz değişimi görmezden gelen bir garip pollyannacılıktır.

Bugün Japonya’nın Haneda Havalimanı’ndaki kaza sadece bir kaza değil, kuvvetle muhtemel görmezden gelinmiş birkaç veya birçok sorunun sonucudur.

Çarpışma, kırılma, iflas, yıkım, çöküş…

Anlıktır.

Sorumluluk, liyakat, sürdürülebilirlik, doğruluk, güven, sebat ve cesaret…

Merhaledir.

Yeni eskidir

Yeni anlıktır. Çok hızlı eskir.

Bugün itibariyle 2024 eskidir.

Ürettiğimiz hiçbir ürünü ‘yeni’ kalacak vaadiyle pazarlayamayız.

Kalamaz*.

Yeni; güzel bir ambalaj, heyecan verici bir alım motivasyon olsa da büyüleyici şekilde geçicidir. Güzelliği de oradadır. Bir değişim aracı ve başlangıç noktasıdır.

Yeniyi ‘yeni’ tutma gayreti çok yorucu bir uğraş ve ancak bir yerinde sayma pratiği olabilir. Bu kusurlu pratik onu ‘sağlam’ ve ‘etkin’ olanla karıştırır.

Velhasıl ‘yeni’ bir değer birimi değildir: Sağlam, etkin, kalite vb. öyledir**.

Piramitler eskidir. Lakin çok değerlidir.

*Entropi çalışır ve her şey kaçınılmaz bir bozulmaya doğru ilerler.

**Biz bunları pazarlarız.