Cadılar arası

Her ne kadar kökeni pagan inançlarına ve daha sonra Hristiyan uyarlamalarına dayansa da Halloween, bizdeki adıyla Cadılar Bayramı, seküler bir etkinliktir.

ABD’de bu yıl yaklaşık 13 milyar dolarlık bir harcama rallisinin konusu olması bekleniyor. Bu rakam geçen yıl Birleşik Krallık’ta yaklaşık 1 milyar dolar, Hollanda’da ise belki yarısı kadardı. Yunanistan ve bizde ise hatırı sayılır bir rakamdan söz etmek anlamlı olmaz.

Bu, Pazarlama açısından büyük bir kayıptır.

Özellikle kentsel bölgelerdeki gençlerin sektörlere en az 200–300 milyon dolarlık bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

Dikkat Savaşları

Olmazcı kültürün tükendiği önemli bir eşik noktasına geldik.

Annelerimizin, “Hadi insanoğlu bir göz yapsın bakalım!” diyerek güçlendirdikleri olasılıklar duvarı, “Yapacaklar galiba…” endişesiyle yıkılmaya başladı.

Yani artık, konsept olarak imkânsız olan şey, gerçekten zaman alan bir engele dönüştü.

Olasılıkların çok yönlülüğü ise zaten az olan dikkat kabiliyetimizi tamamen tüketti.

İnsanlar her geçen gün, radyasyon yayan kontrolsüz parçacıklar gibi sağa sola çarpıp duruyorlar.

Su Savaşları’ndan bahsediyoruz. Önemli.

Ama inanın ki, ondan daha önemlisi, “Dikkat Savaşları” adı altında vuku bulacak olanıdır.

Dikkati hasat eden kazanacak.

Neden?

Sebep. Güçlü bir göstergedir.

-Neden bu işi seçtin?

-Neden bu insanı?

-Neden bu dini?

-Neden bu takımı? veya Neden vanilyayı?

Sebeplerin ne kadar tutarlı, mantıklı ve öngörülebilir olursa, sonuçları da o kadar istikrarlı, anlaşılır ve anlamlı olur.

“Neden?”

Sık sık kendine sorman gereken önemli bir sorudur.

Bir Cumhuriyet

Cumhuriyet bildiğimiz bu insan topluluğunun tek parça halinde paçayı sıyırabileceği tek alternatifti.

Atatürk’ü biraz Marvel’ın Dr. Strange’i gibi düşün:

-14 milyon 605 tane alternatif gelecek gördüm.

+Kaç tanesinde kazanıyoruz?

-Bir.

Kutlu olsun Cumhuriyet.

Buluşma noktamız

Konsensüse ulaşmak zordur. Tuttuğumuz takımlar, inançlarımızın bir araya getirdiği topluluklar ve politik partiler bizi olgularda değil, duygularda birleştirir.

Duyguları hafife almayın; duyguda birlik, her şeyden önce güçlü bir motivasyon kaynağıdır ve etkili bir başlangıç noktasıdır.

Bizim işimiz, ortak duyguları tespit etmek, yoksa onları inşa etmek ve markayı o noktada konumlandırmaktır.

Seninle olgularda değil, ortak deneyimimizin bizde uyandırdığı duygularda buluşuruz.

Marka ismi hk.

Zsa Zsa Zsu, çok kötü bir marka ismidir. Çabasızdır.

Marka inşa ederken isim ve logo için harcanan efor, iş modeli ve pazarlama hikayesine koyulan toplam eforun %1’ini geçmemelidir.

Zsa Zsa Zsu belli ki sıfır çekmiş.

Sıfır çekme.

İkisi arasında

Kemal Sunal’ı jenerasyon fark etmeksizin tanımayanı bulmak için mağara mağara dolaşmanız gerekir. Aynı Kemal Sunal’ı ABD’de tanıyan birini bulmanız ise epey zaman alacaktır.

Milyonlarca Türk’ün yıllardır hafızasında ve hatırında yer eden Kemal Sunal, doğru bir üründür. Döner de öyledir. Baklava da. Ebru sanatı da doğru bir üründür. Yaşlının elini saygıyla öptüren kültürümüz de aynı şekilde.

Bizim ABD’nin Jim Carrey’sini bilmemizle, onların bizim Kemal’i tanımaması arasında Pazarlama durur.

Tasarım dili

Altyapınız güçlü, kaynaklarınız sağlam ve ekibiniz yetkin olabilir. Ancak eğer tasarımlarınız -müşteri ilişkilerinden iş modeline ve pazarlama modüllerine kadar- sıradansa, verimliliğiniz büyük ölçüde çökecektir.

Bugün Türkiye olarak yaşadığımız birçok problem, şehircilikten siyasete kadar, kusurlu tasarımların ve zayıf bir tasarım kültürünün ürünüdür.

Tasarım, dili olmayan dünyamızla kurduğumuz tek iletişim biçimidir.

Nasıl konuşursak, aynen öyle cevap alırız.

Katkı

Dünya, iyi ya da kötü yönde, bundan yüz yıl sonra hiçbirimizin tahmin edemeyeceği şekilde görünecek.

Bunu biliyoruz, çünkü önceki tahminlerimizin hiçbiri tutmadı.

Bu bize şunu düşündürmeli: Ne gerçekleşiyorsa, hepimizin katkısıyla ama hiçbirimizin kontrolü olmadan gerçekleşiyor.

O halde, kontrolden çok katkıya odaklan.

Niyet satmak

Apple Store’a girip “AirPods 4 alabilir miyim?” dediğinizde kimse size “Buna gerçekten ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Absürt gelebilir ama -delirdiğini varsayarak- Bauhaus’a girip, son paranla hiç ihtiyacın olmayan en pahalı şarjlı matkabı satın aldığını düşünelim…

Kimse seni durdurmayacaktır.

Satış, senin satın alma niyetini sorgulamaz; onu yalnızca hızlandırmaya çalışır. Satın alma gerçekleştiğinde de gerekçeleri anlamaya çalışmaz.

Pazarlama ise satın alma gerçekleşirken ve sonrasında da devam eder; etmek zorundadır.

Çünkü pazarlamanın işi sana ürün değil, gerekçe/niyet satmaktır.