İnsansız şirketler

Birkaç milyon dolar ciro yapan tek kişilik şirketlerin sayısı artıyor.

Hatta garip gelebilir ama hiç çalışanı olmayan şirketler bile veriye girmiş durumda.

Fazla uzatmadan size temel datayı aktarayım: Şu an itibarıyla ABD’de toplamda 1,7 trilyon dolar gelir elde eden yaklaşık 29,8 milyon çalışansız/tek kişilik işletme bulunuyor.

Nereye gidiyoruz?

En sık soracağımız ve en fazla cevapsız kalacak sorumuz bu olacaktır.

Büyük problem

Büyük problemler çözmemiz lazım.

Bu, şu an için çok önemli bir eşik.

İnsanlığın uzun yıllardır -bazılarına göre Einstein’dan bu yana- yeni ve büyük bir sorunu çözmediği iddiasına katılıyorum.

Yer çekimi ve elektriğin açıklanması, görelilik kuramının geliştirilmesi gibi çözümler ciddi değişimler getirmişti. Şimdi beklentimiz, ürettiğimiz bir aracın, yani AI’ın, büyük bir problemi çözmesi üzerine inşa edilmiş durumda.

“AI kanseri çözecek!” veya “AI büyük teoriyi, yani yer çekimi problemini çözecek!” beklentileri bizi biz olmaktan çıkarıyor.

Hiçbir tür başka bir türün sırtından yükselemez.

Evet, yaşayıp hayatta kalabilir ve bunun bir adı vardır: Parazit.

Kalpten kalbe

Araçların ne kadar hızlandığından veya yolların ne kadar kısaldığından bağımsız olarak, insana ulaşmak her zaman en zor görevimiz ve en önemli önceliğimiz olarak kalacak.

Evet, belki insan, Yapay Zekâ ile birlikte daha pasif, daha az görünür hâle gelecek. Ancak birbirimize olan ihtiyacımız ve bağlantı kurma yollarımız asla değişmeyecek.

Uzun vadede Yapay Zekâ’ya karşı bir nevi türler arası savaşı kaybetsek bile bu gerçek geçerliliğini koruyacaktır.

Cor ad cor loquitur.

Önümüz kış

İnternet savaşları büyüyor. Ve kuvvetle muhtemel, hiç aklımızın almayacağı seviyelere ulaşabilir.

“Artık bunu yapmana gerek yok” söylemi, her gün güncellenen bir duruma dönüştü. Bir yıl içinde son tüketicinin yapmak zorunda olduğu ama artık yapmasına gerek kalmayan şeylerin listesinin dramatik biçimde değiştiğini göreceğiz.

Bu, ürüne ve tüketime yaklaşımı ciddi ölçüde etkileyecek.

Özellikle online’da var olmaya çalışan şirketleri zor günler bekliyor.

Önümüz kış.

Sıfırdan başlamak

Neredeyse imkânsızdır.

Kastım, bir şeyleri sıfırdan inşa etmenin imkânsız olduğu değildir. Hiçbir şeyinizin olmaması, yani sıfır noktasında olmak, pek mümkün değildir.

Sağlığınız bir varlıktır. Aklınız. Tecrübeniz. Tanıdıklarınız. Diliniz. İnancınız. Motivasyonunuz.

Eğer burada sıfırdan kastımız sadece para, sermaye ve işin yol almasıysa, “sıfırdan” demek doğru olmaz. Sermayesiz, ekipsiz veya parasız başladım diyebilirsiniz.

Sıfırdan… O imkânsız.

Muhatabımız kim?

Artık kiminle muhatap olduğumuzu bilmiyoruz.

Özellikle dijital sektörlerde ve merkezi ABD, Birleşik Krallık ve Batı Avrupa’da bulunan şirketlerde yapay zekâ ajanlarıyla iç içeyiz. Okuduğumuz mailler, yaptığımız işlemler, bize sunulan çözümler vesaire artık gerçek insanların elinden çıkmıyor.

Bu aşamaya nasıl bu kadar hızlı geldiğimiz veya sizin bundan nasıl habersiz olduğunuz sizi şaşırtabilir.

Şaşırmayın.

Şu anda sahne arkasında kalan bu gerçeklik çok uzun süre orada kalmayacak; yakında sizin de gündeminiz olacak.

Dünya, hiç beklemediğiniz ölçüde büyük bir değişimin eşiğinde.

Nerelerdeyiz?

14 Ağustos Blog yazısı: Size burada yıllar önce, 2019’da, şunu yazmıştım:

“2000 yılında doğanlar 20. yaşlarına merdiven dayadılar. Z’ler mistik Orta Doğu hikâyeleriyle ilgilenmiyor. Onlar için Kudüs’ün veya Wadi Musa’nın artık çok da bir önemi yok. Yıldızlararası seyahat hikâyeleri, Y neslinin Star Wars fantezisinin ötesinde, Z’ler için rasyonel bir hedefi ifade ediyor. Türkiye’de 15-19 yaş aralığında 6 milyonun üzerinde genç (Z) var. Bunların 1,5 milyonu ne istihdamda ne de eğitimde. Dünyadaki rakipleriyle kıyaslandıklarında ise içinde büyütüldükleri hikâyeler ve gerçeklikleri klişe ve eski. Cumhuriyetin genç kalmasını istiyorsanız hikâyelerinizi güncellemek zorundasınız.”

Evet, tabii ki güncellemedik.

Şimdi elinizde, dünya görüşü bizimkiyle uyuşmayan, potansiyeli işimize yaramayan ve beyni göçmüş ciddi bir kitle var.

“Alın etnosporlarınızı bir tarafınıza sokun,” diyeceğim ama demeyeyim; ayıp olur.

Kayıp işler

Bir Lost efsanesi vardı. 6 yıl sürdü. Benim tam üniversite yıllarıma denk gelmişti. Kampüste herkesin bir teorisi, herkesin kendine göre bir Lost anlayışı vardı. Küreseldi. Sosyal medyayla birlikte yükselen belki de ilk diziydi.

Bitmek bilmeyen vaatler, geri dönüşler, ileri sarışlar ve öykü içinde öyküler…

Yani işin aslı, bugünün bakış açısıyla sıkıcı işler.

Artık Lost gibi yapımlara sabrımız kalmadı. Buna her şeyin katkısı var tabii: Netflix gibi dijital platformların dominasyonu, TikTok gibi mecraların dikkati saniyelere düşüren algoritmaları ve yeni kültür savaşlarının insanları içine sürüklediği kutuplaşma.

Artık demografi, prodüksiyondan daha maliyetli bir araştırmanın konusu.

Çok zor işler.

Eşsiz gençlik

İnsan hayatında birçok varlık vardır. Bunları finans gözüyle genel asset’ler olarak düşün. Aile, dostlar, doğduğun ülke, kültür vd.

Hepsi belirleyicidir ve önemlidir; ancak sadece bir tanesi hayatidir: gençlik.

Şu tipi bilirsin: 50 yaşını almış ama “Ben hâlâ genç hissediyorum…”, “Yaş önemli değil…” diyen… Bunların ekserisi, kusura bakmayın lütfen, geri zekâlıdır; küçük bir kısmı da fıtratı gereği fazla ölçüsüz iyimserdir.

Gençlik bir kere gelir.

Onu yakalamak için tek bir şansın vardır.

Ve bu, senin nasıl, nerede ve ne şekilde öleceğini belirler.

İnan ki mübalağa yapmıyorum. Atatürk gibi bilge insanların “Bütün ümidim gençliktedir.” ve benzeri çıkarımları, gençliğin önemini anlamış olmalarındandır. Eğer yaşını almışsan, bunu hâlâ anlamamışsan ve çoluğun çocuğun varsa muhtemeldir ki onların hayatındaki etkin kötü olacaktır.

Bu, sana bir uyarı mesajıdır:

Elindeki hiçbir varlık gençlik kadar değerli değildir.

Ona sahip çık, yol göster, köstek olma.

Görünen ulaşılmazlar

Evden havaalanına gitmek bazen gideceğin destinasyona varmaktan daha uzun sürer.

İlk bakışta bu absürt gelir ancak diğer birçok şey için de geçerli olduğu gibi, hayat yolculuğumuzun büyük bir bölümü farklı hız dilimlerinde yol alır.

Görünürde olması, ulaşılır olması demek değildir.

Bu, biraz düşünsen içinde bulunduğumuz simülasyon için birçok yönden geçerlidir.