Paylaşmak sıfır noktasıdır

Sosyal medyanın bize kültürel olarak neler kattığı/dayattığı ile ilgili elimizde şu an için çok fazla bir veri yok.

Ancak berrak bir şekilde gözlemliyoruz ki, diğer tüm zayıf olasılıkların yanında bu platform -belki- sadece güçlü bir dışa vurum aracı.

‘Paylaşmak’ kavramı gibi gündem olan diğer bir çok mimik bu kürsünün bir ürünü değil bizde çoktandır var olan bir arketip.

Paylaşmak bizim kim olduğumuzu belirler. Paylaştığımız veya paylaşmadığımız şeyler takip edecek birinci adımın mimarıdır. Paylaşmak sıfır noktasıdır.

Bu ve tüm diğer bayramlar cesaret gerektiren güzel işleri paylaşmamızı telkin eder ve hatırlatır.

Kutlu olsun.

Doğal seçilim

Yarın yola çıkacağım. İşlerimi zamanında toparlamak için arabayı yıkamaya verme lüksünü feda ettim.

Gece vakti. Arabayı temizliyorum. Çok yakından gelen bir cam kırılma sesiyle irkildim. “Belki yere saksı düşmüştür…” düşüncesiyle çitlerden yükselip komşunun tarafına baktım. Yerde bir şey göremedim. İşime devam ettim. Temizlik bittikten sonra evin girişine doğru yürürken ayağım cama bastı. Bahçe ışıkları arızalı olduğu için telefonun flaşını açtım. Belli ki, biri karşı apartmanın yüksek balkonundan şişe düşürmüştü.

Benim orada olduğumu ve ne olup bittiğini fark ettiğimi fark ettiğini düşünüyorum. Ancak kimliği belirsiz bu komşumuz sessizliği tercih etmişti. Eve girip eşyalarımı bıraktıktan sonra ‘Beybi’ marka* iş eldivenini giyip, yanıma bir poşet aldım. Yine telefon flaşının yardımıyla camları olabildiğince dikkatli bir tarama yaparak topladım.

Bunu senden daha iyi değil, daha rasyonel bir insan olduğum için yaptım. Çünkü, farkındaysan aylardan yaz, insanlar terlik giyiyor. Mahallemizde dolaşan hayvan da çok. Etrafta çocuklar da var, biliyorsun.

Ben rasyonel davranarak görevimi yerine getirdim. Umudum doğal seçilimin senin için de aynı tavır ve süratle vazifesini ifa etmesidir.

Kendine dikkat et. Ya da etme. Bu belki bir noktada hepimizin hayrına olur.

*Bu bilgiyi marka ismini çok komik bulduğum için paylaşıyorum. Arkadaşım; isme hiç takmam ama şu işe başka bir isim bulun. ‘Beybi’ ne abi..?

Başlamak için en iyi zaman

Başlamak sona karşın öngörülürdür.

Çünkü başlamak neredeyse hiçbir zaman koşullara bağlı değildir.

Diyebilirsin ki, başlamak için en iyi zaman:

-Bu kaos bittikten sonra,

-Param olduğu zaman,

-Mezun olduktan sonra,

-Şu misafirler gittikten sonra,

-Aslında geçen yıldı, artık fırsat kaçtı vd.

Başlamak öngörülürdür çünkü başlamak senin ve yalnızca senin elinde. Başlamak için en iyi zaman ise şimdidir.

Ve unutma; her şeyin ne zaman sona ereceğine dair hiçbir fikrimiz yok.

Başla. Şimdi.

Ara

Çalışmadan geçirilen süre…

Çok değişkendir. Koştuktan sonra ihtiyaç duyulan ile yoğun mesai sonrası arzu edilen dinlenme farklıdır. Vücut belki beş dakikada toparlar ama zihin zaman olur günlerce kendine gelemez.

Araya giriyoruz…

Kimimiz bedenini, kimimiz ise zihnini dinlendirme peşinde.

Birinciler şanslı. İkincilerin işi zor. Yine de denemeye değer.

İyi tatiller.

Güven inşa etmek

“Sana güvenebileceğimi bilmem gerek”

Bilemezsin. Çünkü ‘güven’ bilmek ile değil hep güncellenen deneyimle ilgilidir.

Ve hataya düşmeyin; bu çok dinamik, nerdeyse sonu gelmeyen bir prosestir.

Güven elinizdeki süte su katmak için fırsat yakaladığınızda ve kimse o tarafa bakmadığında inşa edilir.

Güven koşullar altüst olmasına rağmen verdiğiniz sözün arkasında durduğunuzda inşa edilir.

Birincisi adanmışlık, ikincisi cesaret ile ilgilidir.

Adanmış ama korkak, kararsız ama cesur ‘güven’ inşa edemez.

Mesela Elon Musk’un “İnsanlığı Mars’a ulaştıracağım!” sözüne güvenen milyonlarca insan; adanmışlık ve cesareti mütemadiyen test etti. Güvendi.

“Ama bu çok subjektif ve yorucu bir süreç!” diyebilirsin. Doğru. Güven çok pahalı bir emtiadır. Bu yüzden çoğu pazarlamacı öyleymiş gibi davranan PR’a* sarılır.

Ancak neredeyse hiçbir şey sahte adanmışlık ve gizlenmiş korkaklık kadar kötü kokamaz.

*Halkla ilişkiler.

Döngü

Neredeyse her kitleselin yaşam döngüsü şu şekilde çalışır:

1-Nokia kim?

2-Nokia çok iyi.

3-Bize Nokia lazım!

4-Nokia gibi ama daha ucuzu yok mu?

5-Nokia’nın yeni versiyonunu istiyoruz.

6-Nokia kim?

Kitleselin alternatifi sebatlı ve hedef kitlesi konsolide edilmiş girişimlerdir. Bunlar 2 aşamalı döngüye sahip olur:

1-Apple kim?

2-Apple istiyoruz!

Ulaşılabilir vs. müsait

‘Voyager 2’* saatte yaklaşık 35 bin km yol katediyor. Bu akıl almaz hıza rağmen belki 40 bin yıl sonra başka bir yıldıza güneşimizden daha yakın olabilecek.

Uzay inanılmaz bir boşluk. Ama ne ulaşılabilir ne de müsait. Bu iki kavram ise çok nadir yan yana gelir.

Bugün otoparkın birinci katına park etmekte ısrar eden bir kişi kaza yaptı ve çıkmak isteyen herkesi otoparka kitledi. Oysa ikinci kat neredeyse tamamen boştu.

Bazen ulaşılabilir olan müsait, uygun veya elverişli olanın önüne geçebilir. Ancak her ulaşılabilir olan elverişli demek değildir.

Bugün otoparkı uzay boşluğuna çeviren arkadaşı ve ulaşılabilir olanda ısrar etmiş herkesi tebrik ediyorum (!)

*NASA’nın 20 Ağustos 1977 yılında fırlattığı bir uzay keşif aracı.

Durmuş Usta

Kokoreççi Durmuş Usta’nın led tabelası yarım yamalak çalışıyor. Ustanın üzerinde beyaz bir önlük, kokoreçlerini baskısız kraft bir kağıda sarıyor. Logosu yok. Kredi kartı geçerli değil.

Ama Durmuş Usta’nın dükkanının önünde bitmeyen bir sıra var.

Nike (Swoosh) logosuna 250$ harcadı. Bana göre harcaması gerekenden bir tık daha fazla.

Nike markası ve hikayesi için; ne düşündüğümüz, hissettiğimiz ve beklentilerimiz ile ilgili milyon dolarlar harcadı. Bizi Nike’ın kazananların yanında olduğuna ikna etti.

Durmuş Usta her gün aynı beyaz önlüğü, tarifi ve kalitesi ile kendini gösteriyor.

Onun en iyisi olduğuna ikna olmuşları şaşırtmıyor. Durmuş Usta’nın logoya ihtiyacı yok. Çünkü Durmuş ustanın çok güçlü bir markası ve öyküsü var.

Eğer bitmeyen bir kuyruk üretmek istiyorsan logodan değil markadan başla.

Hatalı mesaj

Müşterinize hatalı bir mesaj, email veya ürün göndermek çok olasıdır. Bu iletişim kusuru kıvrandırır ama hoşgörülür.

Müşterinizin size -mazeretsiz- 43 saat ulaşamaması ise zor telafi edilir. Ve eğer bu boşluk hasara sebep oluyorsa “Cumaya gittim gelicem!” levhası sizi kurtaramaz.

Akbank meselesi hatanın konusu değildir. Bu durumda ya niyetiniz kötüdür yada yaptığınız işte berbatsınızdır.

Her iki durumda da ağır bedel ödersiniz. Ve unutmadan; levhaya gerek yok.

Yeni

Yeni şimdiliktir ve başka bir formu yoktur.

Denenmiş, eski, kullanılmış olanın aksine yeni geçicidir.

Geçen hafta yaptıkların eskidi. Yarın yeni bir şeyler yap.