İkisi de kolay

Dün LaGuardia Airport’ta (New York) gerçekleşen uçak kazası, hata toleransı sıfır olan meslek gruplarının tehlike eşiğine dair müthiş bir örnekti.

Bu mesleklerde kitabına göre harfiyen çalışmak, yönlendirmeleri yorum yapmadan takip etmek, tetikte, ussal ve hazır olmak tam anlamıyla hayati.

Benim pazarlama projem, senin yazılım taslağın, diğerinin sevkiyat planlaması ve ötekinin mutfak programı aksadığında kimse ölmez. Bu alanlarda işler yarına kaldığında genellikle kimse işinden olmaz.

Ancak her iki durumda da işleri kötüye, geri dönülmez kayıplara götürmek zannettiğimizden çok daha kolaydır.

Peki sence neden onları daha iyi hale getirme gücüne sahip olduğumuza inanmamakta ısrar ediyoruz?

Hiçbir fikrim yok.

Son eşik

Ne zaman “Tamam, ihtilaf içinde pazarlıklarla yaşamak yerine birbirimizi öldürelim…” noktasına evriliriz?

Ne zaman casus belli işler?

Ne zaman oyun sıfır toplamlı hâle dönüşür?

Ne zaman “Böyle yaşamaktansa ölümü tercih ederim…” düşüncesi aklanır?

Ve bu tercihi yapanların kaçı, ölümden sonra bir vaade uzlaşıp kendi ölümünü meşrulaştırır?

Bunlar, rasyonalite ya da pragmatizmle cevaplayabileceğimiz sorular değildir.

Ancak inanç ve ancak fanatik düzeyde bir inanç bizi bu soruların eşiğine taşıyabilir.

Hayırlı haftalar.

Noel değil Bayram

Blog’da dün bayram arasıydı.

Herkesin güzel bir bayram geçirdiğini varsayamıyorum. Maalesef genel gidişat zannettiğimizden daha kötü. Umarım benim izlenimlerim haksız çıkar.

Her neyse…

Bu yıl hem Türkiye’de hem de yurt dışında bayram kutlamalarının özellikle Noele benzetilmeye çalışıldığını görüyorum.

Bir pazarlamacı olarak, Müslümanların dini günleri Hristiyanlar gibi ticarileştiremediğini hep eleştirdim. Ama asla kastettiğim bu değildi. Öncelikle ikisi çok farklı “ürünlerdir”. Bayram bir fedakârlık kutlamasıdır ve Noelden çok daha sosyaldir. Noel evin içine odaklıdır; hedefi sıcak ve konforlu anlar satmaktır. İkisi için aynı dekorasyon ve kutlama stilini kullanmak absürttür.

Noel tarzı = sıcak, ev merkezli ve hediye odaklıdır.

Bayram tarzı = sosyal, dışa dönük, topluluk ve cömertlik odaklıdır.

Bayramda herkes bir diğeri için kılıksız/kostümsüz bir Noel Baba’ya dönüşür.

Tasarımdan mesajlara kadar her şeyin çok daha taze ve dinamik görünmesi gerekir.

Öne çıkarılacak ürünlerin de aynı şekilde.

Bir markanın ya da bir etkinliğin stilini kopyalayarak Pazarlama yapamazsınız.

Tutmaz.

Bu, banal ve yüzeysel olur.

Paradoks

Dünya bir paradoks içinde yaşıyor.

Hayat her anlamda (sağlık, konfor, refah, eğlence vb.) daha iyiye giderken, her şeyin yerle bir olma riski en yüksek seviyede.

İp üstünde duran uydu devletler, hiç olmadığı kadar kompleks hâle gelen uluslararası ilişkiler, bariz bir kültür savaşının tetiklediği derin kutuplaşma…

Yerelde hak ettiğini alamayan, her geçen gün yaptığı seçimlerin acı sonuçlarıyla sınanan, orta direğe sıkışmış bir halk…

Bayram, bayram olacak ama belki sadece %5 için.

İyi bayramlar…

İmkânsız iş

Churchill, Çanakkale kampanyasında fiyasko bir komutandı. İkinci Dünya Savaşı’nda ise büyük bir efsaneydi.

Churchill, Churchill olmaktan vazgeçmedi. Kendi kulvarında hem nihai başarısızlıklar hem de büyük başarılar yaşadı.

Kendini bulan ve bilen insanın serüveni budur.

Maalesef az insana nasip olur.

Çanakkale ise sadece bir zafer öyküsü değildir.

En iyilere karşı kazanılmış nihai bir başarıdır.

İmkânsız bir iştir.

Başta Mustafa Kemal olmak üzere, tüm efsanelere minnetle…

Salgın

İngiltere’de menenjit alarmı verilmiş.

Bu hastalığın aşısı var ama bu şekilde yayılıyor olması çok ilginç.

Birkaç kişi ölmüş, tam net rakamı bilmiyorum.

Felaket filmi ve dizisi çeke çeke sonunda birini gerçeğe dönüştüreceğiz.

Apokalips hiç de güzel bir şey değil.

Gerildim dostlar, kendinize dikkat edin.

İyi araç

İyi bir araç fonksiyonelliği kalmadığında bile yaşamaya devam edebilir. Onu iyi yapan ise tasarımdır.

Kotlarımızda hâlâ saat cebi vardır ve neredeyse kimse kullanmaz. Perçinler de ihtiyaç olmamasına rağmen oradadır. iPhone’un fotoğraf çekerken verdiği klik sesi de retrodur.

Tasarım, kullanımdan bağımsız olarak bizim dünyayı nasıl görmek istediğimizle ilgilidir.

Eğer orada başarısız olursan, görünür olma şansın sıfıra yakındır.

Başlamak

Bunca yıldan sonra, birçok şeyi başlatmış ve bitirmiş olmama rağmen, hâlâ size büyük bir keskinlikle şunu söyleyebilirim:

Başlamak en zorudur.

Bir hafta başı spekülasyonu yapayım:

Savaş başlarsa, bitmesi için barışın başlaması gerekir.

Başlamanın ne kadar değerli olduğunun farkında olun.

Ön koşul

Somalililer ABD’de federal hükumeti milyarlarca dolar dolandırdılar.

Ve bunu Covid döneminde çocuklara yemek dağıtmak için verilmiş teşviklerden yiyerek yaptılar.

Büyük ihtimalle sadece Amerikalı vergi mükellefinin değil, yetimin hakkını da yediler.

Ve bu suçu bu insanlar, dünyanın en zor ve çirkin koşullarından, onlara kucak açan refaha karşı işlediler.

Evet, mazlum toplumlar…

Size mazlum olmanın ön koşulunu söyleyeyim: Ahlaksız olmak.

Akıl tutulması

Aklı başında bir Türk’ün, hangi sebeple olursa olsun -buna “İsrail’in sonraki hedefi Türkiye” diyen komplocuların haklı olduğunu varsayarak söylüyorum- İran’ın mevcut rejiminin ayakta kalmasını istemesini anlama şansım yoktur.

İran’ı ziyaret etmemiş, dünyayı gezmemiş ve okumamış insanları parantez dışı bırakarak şunu tam bir netlikle söyleyebilirim:

Hiçbir entelektüel Molla rejimini desteklemez, destekleyemez.

Bu insanların dünyaya -İran halkını bir tarafa bırakın- yaptığı kötülüğü bilmem Hitler yapmış mıdır.

Aklınızı yitirmişsiniz.