Kusursuz

Gillette’nin her yeni bıçağı ‘kusursuz’ bir tıraş deneyimi sunduğunu iddia eder.

Bu marka, niye ürünü kusursuz olmasına rağmen, her defasında aynı işi yapan farklı modelleri üretmeyi sürdürür?

Kusursuz, neden tamamlanmaya ihtiyaç duyar?

Çünkü ya kusursuz değildir ya da Pazarlama tamamlanmış, eksiksiz veya mükemmel olmanın ne anlama geldiğinden habersizdir.

Bazı tanımları sık kullanmak sizi sadece sıkıcı değil, anlamsız yapar.

Kusursuz bir anlamsızlık.

Yapılanları dinle

Oy vermek bir gönüllülük meselesidir.

Ve mutlaka, göreve talip olanı dinlemeyi gerektirir.

Elbette siyasetçinin ne dediğini dinleyebilirsin.

Ancak unutma: Konuşulanlardan ziyade yapılanları dinlemek, daha etkin bir dinleme yöntemidir.

Akli tutarsızlık

Birçok garip inanç vardır ancak hiçbiri “Dünya düzdür” önermesine inanan kitle ve benzerleri kadar tehlikeli değildir.

Evet, tehlikeli.

Çünkü bu ve benzeri akli tutarsızlıklar somut problemlere neden olabilir.

Diyebilirsin ki, “İnanç zaten ekseriyetle tutarsızdır.”.

Hayır.

İnanç, aklın ve gözün gördüğünü inkar etmek demek değildir. İnanç bir ihtiyaçtır. Bu kültürel fenomen diğer her şey gibi bilgiyle beslenir, gelişir ve değişir. Bugün, Antik Mısır’daki gibi ölülerimizi mumyalamıyor ya da Orta Çağ’daki gibi kadınları “Cadı” yaftası ile ateşe vermiyoruz.

Bilgi mütemadiyen güncellenir. Ona adapte olamayan inanç ise hurafeye dönüşür.

Bugün, kendine sor: Neden “Dünya düzdür!” önermesine inanmayı seçelim?

Neden siyah kedileri yakalım?

Neden düello ile yargılanalım?

Neden egzorsizm veya lobotomi ile iyileşmeye çalışalım?

Niçin monarşilerin kutsal varlıklar olduğunu savunalım?

Bu inançlara neden ihtiyaç duyalım?

Kaybeden kim?

Bazısı kazanmaktan çok kaybetmekten korkar. Ve bazı yarışlar kimin kazandığından çok kimin kaybettiğiyle ilgilidir.

Kaybetse de kazanacağını düşünenlerle yarışa girmek zordur.

Bu kişilerin, ekseriyetle rakibin kaybını arzulamasından başka kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur.

“Sen kaybet, kimin kazanacağı önemli değil!” temalı bir yarışın öznesiysen işin çok zor, geçmiş olsun.

Tulumbacılar

Tulumbacılar, itfaiyecilerden daha güçlü bir üründür. Çünkü öyküsü daha güçlüdür.

Bu sadece bir mazi romantizmi değildir. Nostalji, Pazarlama için değişimden korktuğunda saklandığı bir kabuk değil; özlem, görgü/tecrübe, tutarlılık ve sürekliliği işlediği zengin bir kaynaktır.

2018 yılında San Francisco’nun Powell caddesinde yürürken devriyede olan bir itfaiye aracına denk gelmiştim. Tüm modern donanımına rağmen, bu araçlar ekipleriyle birlikte nostalji yayıyorlardı. Kadrajıma giren şu itfaiye eri ise o sırada oradan geçmekte olan bir ilkokul grubuna oyuncak baret hediye edecekti:

Pazarlama durmadan gerçekleşebilir ancak bu süreklilik için kadimlik, yani güçlü bir öykü şarttır.

“Yangın olur biz yangına gideriz…” diyen Tulumbacılar, bu işin parçası olmayı arzulayan bir çocuk için itfaiyeden daha çok dikkat çekecek ve anlam üretecektir.

Hep söylüyorum, ülkemizin Pazarlama problemi yoktur. Problemi pazarlamadır.

Hayırlı haftalar.

Sıvanmış paçalar

Temel atma töreni yüzyıllara yayılmış bir gelenektir ve neredeyse her kültürde gözlemlenir.

Bir Pazarlama faliyetidir, reklam çalışmasıdır (İng. publicity stunt).

Ürünün konuşulmasını hedefler.

Ortada ürün yoksa, fiyasko olur.

Bir de “Topping out” yani inşaatın bitim merasimi vardır.

Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygındır: Temel atmadan daha çok ilgi ve dikkat çeker.

Bizde pek itibar görmez.

Çünkü bizde paçalar dere ortada yokken sıvanır.

Seçimlerin nedeni

Yeni bir gerçeğin geçerli olabilmesi için öncelikle dünya görüşümüze uyması gerekir.

Bu yapıyı, yani bakış açısını veya perspektifi inşa etmek ise çok meşakkatli bir süreçtir.

51 gün yetmez.

Seçimler çoktan yapıldı.

Bugün nedenlerini anlamaya çalışmak, %’leri anlamaya çalışmaktan daha anlamlı olacaktır.

Hayırlı hafta sonları.

Hiçbir şey yapma

Soyu tükenmekte olan yaban keçileri veya pandalar; onları koruduğumuzdan habersizdirler.

Aksi ise hep belirgindir. Şiddet kendini gösterecek birçok araca ve bolca efora ihtiyaç duyar.

Merhamet, bazen hiçbir şey yapmamaktır.

Gel, bu ay hiçbir şey yapma.

Kutlayanların Ramazan’ı mübarek olsun.

İşin erbabı

Zanaati yeteri kadar dikkate almıyor ve değer vermiyoruz.

Zanaat, sadece bir işi yapabilme becerisi değil, işi kusurlu yapma maliyetinin önündeki sigortadır.

Profesyonel için küçük hata, amatör için ölümcül olabilir.

Zanaat; bol pratik, tutarlılık ve tutkunun ürünüdür.

Bu meziyetleri ortadan kaldır: Elde ıskarta kalır.

İşin erbabının değerini bilin ki, işiniz yürüsün.

Zıtlar

Zıtlar işe yarar. Güzel ayraçlardır.

Bu yıl kış görmeden bahar geldi. Açılan tomurcuğa layıkıyla sevinemiyoruz çünkü zıttı işini yapmadı.

Zıtlar ise tanımlayıcıdır ve Pazarlama zıtlarla tanımlar.

“Onlar orada, biz burada!” çağrısı gibi, aynı işi yaptığın rakibin bile karşıtındır.

Apple’ı Samsung’tan daha iyi kim tanımlayabilir?

Nevruz kutlu olsun.