Feragat

Dün “Bağlantısızları…” yazdım.

Şuna benzer birkaç soru geldi:

“O halde markaya bağlılığı nasıl sağlarız?”

Büyük markalar, sahiplenilir. Halka açıktır.

Mesela Harley-Davidson, kurucuları William S. Harley ve A. Davidson’dan çok daha büyüktür. Bu marka bir cemaat adı ve varlığıdır. Harley-Davidson, Dünya batmadıkça batmaz.

Çünkü senin veya benim değildir. Herkesindir.

Bağlılık istiyorsan, feragatten başla.

Bağlantısızlar

Artık ürün kataloğunuz, web siteniz, fuar standınız veya milyonluk TV reklamlarınızın etkileşimi sosyal medya tanıtımlarının gerisinde kalıyor.

Markanız sizin seçtiğiniz değil, sizden bağımsız araç ve kişilerin sayesinde görünür oluyor. Ve hatta çoğu durumda ürün ön planda, markanız ise görmezden geliniyor. İhtiyacı karşılama, kendini o ilgili ürünle tamamlama ivediliği; tüketicinin gözünde markayı ikinci plana atıyor.

Bunu “Bağlantısızlar Tüketimi” olarak tanımlıyorum.

Bu “İhtiyacım olanı bana ver ve arkanı dön git!” tavrı pazarlamada acemi olan çok canı yakacak.

Adil fiyat

Her şey en az bulunduğunda en değerlidir.

Istanbul metrosunda boş koltuk, salgında maske…

Kıtlık, doğru bir değerleme ölçüsü değildir.

Rayiç değer; karaborsanın, kötü kullanım ve fiyat istismarının önüne geçer.

Adil değer nedir? Arz nasıl arttırılır? Bizde neden kıttır? Abartılmışın önüne geçmek için sorulması gereken önemli sorulardır.

Mesela; demokrasi, eşitlik ve adaleti bize pahalıdan satan politikacılarımıza sormak lazım: Bunların Norveç’te ederi nedir?

"Doğrulama Önyargısı"

“Hamburg Havalimanı’nda panik: Türk baba 4 yaşındaki kızını rehin aldı…” -NTV

Bu kişiyi tanımıyoruz. Haliyle uğradığı hüsran, bununla mücadele etme yöntemi ve yaptığı seçimlerin hiçbiri “Türk” olmasıyla ilgili değil. Bu kişisel bir mesele.

Haberi veya başlığı eleştirmek için yazmıyorum. Ancak sıfatlar ortaya konulan kontekst ile birlikte çok önemlidir. Tanımlayıcı ve tahdididir*.

Benzer tanımlamalar “Doğrulama Önyargısı” gibi hayatın birçok alanında düşünme ve karar verme süreçlerini etkileyen eğilimleri besler: Insanların bilgiyi inançlarını destekleyecek şekilde aramalarına, yorumlamalarına ve hatırlamalarına sebep olur.

Mesele güzel Pazarlama olduğunda ise ön yargıya yol açacak hiçbir araç tolere edilmemelidir.

*Sınırlama, çevreleme, çevresini daraltma, İng. Conclusive.

Geçiş dönemi

Teknoloji şirketleri gelişmelere ayak uyduramadıkları zaman hızlı çökerler.

Kodak ve Nokia vakasında olduğu gibi.

Bugün Yapay Zeka’nın yükselmesiyle korku birçok yere yayılmış durumda. Normal.

Geçiş dönemi başladı…

Ancak bu geçiş diğerlerine pek benzemiyor. Evet, Apple ve Microsoft dertlenmeli ama ben Starbucks olsam yerimde duramazdım. Çünkü Starbucks hibrit bir sistem: İnsan eline muhtaç ve maalesef insan geride kalıyor. Starbucks’ta verdiğim 10 siparişin 3’ü kusurlu hazırlanıyor. İnsan iş gücünü AI ile optimize edecek yeni girişimler Starbucks’a Blockbuster’ın kaderini tattırabilir.

Hiç şaşırmam.

İkazlar

İşte bu yüzden işaret kültürüyle ilgili sık yazıyorum. Bürokrasi sorumluluğu üstünden bu şekilde attığını düşünür. Bu tutum hız kesici kasisler inşa etme yaklaşımı ile aynı motivasyondadır. Hızı kesmeyi değil, yapmamayı öğretmeniz gerekir.

Sorunun köküne, bu çocukların neden bu şekilde uyuşmayı tercih etmek zorunda bırakıldığına odaklanmak bittabi daha maliyetlidir.

“Dikkat Köpek Var!” uyarısı hırsızı korkutmaz. Aksine önlem alması için ona yardımcı olur.

Sadece biraz fazla düşünsek…

Aşığım sana...

Bugün İstanbul olarak yağmura yakalandık.

Bir noktada acil para çekmem gerekti. Talihe bak; sıra bankamatiklerin bulunduğu o noktada yalnızca İş Bankası’nın ATM’si tentesizdi. Islandım. Islandık.

İş Bankası “Cumhuriyet’in 100. Yılı” kampanyasına diğer tüm kampanyalarında yaptığı gibi yine damardan girmişti. “Bugün de seni düşündüm durdum…” mırıldaması ile Çoşkun Sabah’ın “Aşığım Sana” efsanesi uyarlanmıştı.

Bugün ikna oldum. Birbirimize sırılsıklam aşığız.

Taviz verme

Picasso bizzat çizdiği bir resim için tacirin “Bu tablo sahte, gerçek Picasso değil!” tespitine itiraz etmez. Arkadaşı duruma öfkelenir ve tacir stüdyoyu terk ettikten sonra Picasso’ya çıkışır: “Neden tablonun sahte olduğunu teyitledin? Geçen sene onu yaparken ben de buradaydım!”

Picasso cevap verir: “Sıklıkla sahte çizerim.”

Standartta yeni bir eşik belirlediğinde ve onu bize teslim ettiğinde sahipleniriz. Artık ürün senin olmaktan çıkar. Bizim arzu ettiğimiz bir ölçüt haline gelir.

Taviz verdiğinde ise sadece bizi değil, kendini de kandırmış olursun.

Uzun yol

Kısayol bizim için önemli bir konsepttir. Kışkırtıcıdır. Sonsuz uzayzamanı bile teorik solucan delikleriyle kısaltırız.

Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne 100 yıl, 2 gün geçti.

Hızlı geçti.

Galiba; mesele zor işler olduğunda uzun yol, en kısa yola dönüşüyor.

Büyük işleri tutarlılık, cömertlik ve şeffaflıkla yapın.

Bunlar mutlaka zaman alır.

Dolayısıyla uzun yolu seçin.

Tekrar yapmak zorunda kalmazsınız.

Seçim bizim

Seçebiliriz. Bizi diğer türlerden ayıran budur.

Ancak her seçim market rafından süt ayırmaya benzemez. Çünkü parametreler her zaman fiyat ve laktozlu/laktozsuz kadar sıradan değildir.

Mesela güç, sorumlulukla gelmez. Ama onunla dengelenir.

Cesarete her zaman vakar eşlik etmez. Ancak onunla değerlenir.

Güçlü ama sorumsuz, cesur ama savurgan…

Bu da bir seçimdir.